Dünya


Burak ARTUNER   

#video_9731838#

Ramazan Bayramı, İslam dünyasında sadece bir dini vecibenin tamamlanması değil; aynı zamanda bir arınma, bir araya gelme ve paylaşma zamanıdır. 

Fakat bu yıl Kudüs’te bayram, ilk kez uygulanan bir yasağın gölgesinde karşılandı. 

İsrail güvenlik güçlerinin aldığı Mescid-Aksa'daki ibadet yasağı, özellikle Müslümanları boynu bükük bıraktı.

Filistinliler, İsrail'in İran'a saldırıları bahane göstererek aldığı kısıtlama kararları nedeniyle kapatılan Mescid-i Aksa çevresinde bayram namazı kıldı.

İsrail'in İran'a saldırıları bahane göstererek 1967'de Doğu Kudüs'ün işgalinden bu yana ilk kez bir bayram namazında Mescid-i Aksa'nın kapatılmasına tepki gösteren Filistinliler, Aksa'ya çıkan yollarda toplanarak yoğun kalabalıklar oluşturdu.

Mescid-i Aksa'da bayram namazı kılmak isteyen Filistinliler, Sahire Kapısı'nın karşısındaki Selahaddin Caddesi ve Aslanlı Kapı yakınındaki Vadi el-Cevz Mahallesi girişinde toplandı.

Selahaddin Caddesi'nde toplanan ve Sahire Kapısı'ndan Eski Şehir'e girerek Mescid-i Aksa'ya yürümek isteyen Filistinlilere İsrail polisi müdahale etti.

İsrail polisi, yürümek isteyen gruba ses bombaları ve coplarla saldırırken Filistinliler geri çekildi. Filistinliler bayram namazını Selahaddin Caddesi ve Vadi el-Cevz Mahallesi'nde yollara serdikleri seccadeler üzerinde kılmak zorunda kaldı.

Ardından İsrail polisi, bayram namazını kıldıktan sonra tekbir getirerek yürümek isteyen gruba izin vermedi. İsrail polisi güç kullanarak grupları uzaklaştırmaya çalıştı.

Öte yandan, bayram sabahları Filistinlilerin gelenek olarak vakit geçirdiği Eski Şehir bölgesinin girişinde de İsrail polisinin çok sayıda kontrol noktası kurduğu dikkati çekti. Doğu Kudüs'te Filistinliler için sembol niteliğindeki Eski Şehir bölgesinin, bayramda sokaklardan insan seli aktığı manzaranın aksine boş kaldığı görüldü.

Filistinliler, Mescid-i Aksa'nın bayram namazına kapatılmasına tepki göstererek namazı Mescid-i Aksa'ya en yakın noktalarda kılmak için çağrı yapmıştı.

Düşünüyorum: 

Bir inancın en kutsal gününde, ibadet özgürlüğü hangi gerekçeyle sınırlandırırsınız?

Bu hakkı kendinizde nasıl görürsünüz? 

Bu durum, sadece bir güvenlik politikası olarak adlandırılamayacak kadar ciddi bir mesele...

Bu durum, tüm dünyadaki Müslümanları yok sayan ve üzerlerine ölüm yağdıran Netanyahu politikasının bir yansıması...

Kafaları hastalıklı fikirlere dolu, dünyayı felakete, kana ve gözyaşına sürükleyen zehirli bir anlayışın artık iyice zıvanadan çıktığının göstergesi...

Bayram sabahı, normalde binlerce insanın saf tuttuğu Mescid-i Aksa avlusu bu yıl derin bir sessizlik içinde boynu bükük kaldı.

Bu sessizlik, sadece fiziksel bir boşluğu ortaya koymuyor; aynı zamanda uluslararası toplumun suskunluğunu derinlerden hissettiriyor. 

Oysa kutsal mekânların statüsü, sadece bölgesel bir mesele değil, küresel bir sorumluluk olarak görülmeli.

Kudüs’te bu bayram, bir kutlamadan çok bir tarihi bir hatırlatma bence... 

İnançların özgürce yaşanamadığı bir dünyada, bayramın ne anlamı kalır ki? 

Ve belki de en acı olanı, bu eksikliğin artık sıradanlaşması.

Bayramın ruhu; kapıları kapatmakta değil, açmakta saklıdır. 

O kapıları ancak vicdan açar. 

İçimden haykırasım geliyor: 

Ey vicdan, neredesin?

patronlardunyasi.com