Feramuz ERDİN
NAM YAPMA YARIŞI
Emlak Bankası eski Genel Müdürü Engin Civan’ın vurulması olayından dolayı aranan Tevfik Nurullah Ağansoy, yurtdışında yakalanmıştı. Birçok yetkili makama mektuplar yazmış ve Türkiye’ye iade edilmesi halinde karanlıkta kalan birçok gerçekleri açıklayacağını beyan etmişti. Tevfik Nurullah Ağansoy iade edildiğinde ifadesini alan ekibin başında ben vardım. Bakırköy Adliyesi’ne çıkardığımızda koridordaki gazetecileri görünce bir anda Alaaddin Çakıcı’ya hakarete varan sözler etmeye, ona meydan okumaya başlamıştı. Onu hemen bir koridora aldım ve ikaz ettim: Gözaltındayken yaptığı bu hareket hem bize saygısızlıktı hem de Çakıcı’ya, onu kendi üzerine çekmek için açıkça meydan okuyordu. Bana verdiği cevap ise adeta o camianın ana kuralıydı: “Sizden özür diliyorum komiserim, ama benim bundan sonra var olmak için meydan okumaktan başka şansım yok! Nam yapmam gerekiyor.”
Ağansoy bu olaydan bir süre sonra, saldırıya uğrayarak cinayete kurban gitti ama suç dünyasındaki bu meydan okuma ve şiddette diğerlerinin de önüne geçme ritüeli, aslında hiç değişmedi. Ahmet Minguzzi cinayetini işleyerek “nam yapanları” örnek alan gençler daha bu hafta bir başka gencin hayatına son verdi.
ÖLDÜRÜP BİR DE AİLELERİNİ TEHDİT EDİYORLAR
14 Ocak akşam saatlerinde Güngören Mehmet Nesih Özmen Mahallesi Emek Sokak’ta bulunan bir kafenin önünde 18 yaşından küçük iki grup arasında “yan bakma” iddiasıyla başlayan tartışma kısa sürede büyüdü. Tartışma sırasında 15 yaşındaki E.Ç., yanında bulunan bıçakla Atlas Çağlayan’ı ağır yaraladı. Atlas, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Aynen Minguzzi olayında olduğu gibi, hayatını kaybeden Atlas’ın ailesini tehdit edip hakaretler yağdıran kişilerin tespiti ve yakalanması için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı talimat yayınladı. Daha önce de oğullarını kaybeden Minguzzi ailesi de benzer şekilde sanıklar ve yakınları tarafından tehdit ve hakaretlere uğramıştı.
KRİTİK EŞİK AŞILDI
Bugüne kadar bu konuda birçok yazılar yazdım ve uyarılarda bulundum: Türkiye’de terör belasının bitmesiyle birlikte kamu güvenliği mekanizmasının şiddet, çeteleşme ve uyuşturucu ticareti gibi suçlara yönelmesi gerektiğini defalarca hatırlattım. Maalesef bu konularda da en az terörle mücadele kadar kararlılık ve strateji gerekiyor. Mevcut algı, mevcut yapılanma, mevcut kanunlar ve mevcut uygulamalar ile bu sürecin iyileştirilmesi mümkün değildir. Doğru teşhis ve doğru eylem planı gereklidir.
SUÇLULAR İÇERİDEYSE, HALK ÖZGÜRDÜR
Maalesef ülkemizde, zaten mevcut olan cezasızlık algısına paralel olarak; cezanın insanları caydırmayacağına veya ıslah etmeyeceğine dair bir başka algı yürütülmektedir. Bilerek ve isteyerek cinayet işleyen çocuklar, suça sürüklenmiş mağdurlar olarak değerlendirilmektedir. Oysaki cezanın bir amacı da ıslah etmenin yanında, o kişiyi toplumdan yani suç işleyebileceği ortamdan uzak tutmaktır.
Bu anlamda, adeta bir şiddet, çete ve suç cenneti olan ülkesini sadece birkaç yılda Kuzey Yarım Kürenin en güvenli ülkesi haline getiren El Salvador Cumhurbaşkanı Nayib Bukele’nin kararlılığı ve stratejisi örnek alınabilir. “Suçluları hapse tıkmak, halkı özgürleştirmektir” ilkesiyle harekete geçen Bukele, bu konuda gerçekten önemli bir başarıya imza atmış ve sokakları çetelerin elinden geri alarak, gerçek sahibine, yani halka teslim etmiştir.
patronlardunyasi.com