İsviçre bankalarında unutulan ve on yıllardır dokunulmayan "uyuyan hesaplar" listesinde Türkiye tarihinden çarpıcı isimler gün yüzüne çıktı. Osmanlı’nın tek kadın paşasından Cumhuriyet’in ilk diplomatlarına kadar uzanan bu gizli varlıkların izini süren Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, 2029 yılına kadar hak sahipleri çıkmazsa İsviçre hükümetine devredilecek olan bu tarihi sırların peşine düştü.
Banka kasalarında tozlanan dosyalar ve on yıllardır aranmayan milyonlar; İsviçre’nin paylaştığı güncel listelerle birlikte, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü ailelerin ve devlet adamlarının bilinmeyen finansal geçmişini yeniden tartışmaya açıyor. İşte o yazı:

Osmanlı'daki tek Kadın Paşa ünvanlı isim Emine Valide Paşa.
"Yıllardır ara ara baktığım bir web sitesi var; İsviçre bankalarındaki uyuyan varlıkları listeliyor. Sahipleri en az 60 yıl önce temas kurmuş olan ve değeri 500 İsviçre Frangı (yaklaşık 28 bin lira) aşan banka hesaplarının dökümü yayımlanıyor. Belirlenen süre içinde hiçbir hak sahibi talepte bulunmazsa hesaplardaki varlıklar İsviçre hükümetine devrediliyor.
İşte o sayfada “Türkiye” araması yaptığımda çıkan sonuçlardan iki isim dikkatimi çekti. Biri; Amina Emineh Abbas née Hilmi yani bilinen adıyla Emine Valide Paşa... Bilenler bilir; Osmanlı İmparatorluğu’nda “paşa” unvanı alan tek kadındı. Kökleri Osmanlı sarayına ve Kavalalı hanedanına uzanıyordu. İstanbul Bebek’te sahip olduğu yalıyı, “paşa” unvanının kullanılmasına izin verilmediği için yeni kurulan Cumhuriyete değil, Mısır’a bağışlamıştı. Keza o yalı şu an Mısır Başkonsolosluğu olarak kullanılıyor.

Emine Valide Paşa.
Emine Valide Paşa’nın çocuklarından Muhammed Ali, 1955’te İsviçre’de ölmüştü. Tahminim, 1931’de hayatını kaybeden Emine Valide Paşa oğlunun yanında İsviçre’de bulunduğu bir süre içinde bu banka hesabını açmıştı. İsviçre bankacılık sisteminin duyurusuna göre; 9 Ocak 2029’a kadar bir hak sahibinin resmi başvuruda bulunması gerekiyor. Aksi halde, değeri gizli olan o varlık İsviçre hükümetinin hazinesine devredilecek. O web sitesinde, hak sahibini bekleyen “tanıdık” hesaplardan bir diğeri ise Hüseyin Ragıp Baydur’a aitti. Yani Moskova’dan Londra’ya birçok başkentte büyükelçi olarak Türkiye’yi temsil eden diplomata... Bir yandan da gazetecilik yapan Baydur, Fransızca yazdığı “Mustafa Kemal ve Türk Milli Hareketi” adlı kitapla Milli Mücadele’yi Avrupa kamuoyuna anlatan ilk esere imza attı. Acaba varisleri 1955’te hayatını kaybeden Baydur’un gizli banka hesabından haberdar mıydı? Aradığım, Baydur’un ikinci kuşak yeğenlerinden siyaset bilimci Mithat Baydur, böyle bir hesabın varlığını benden öğrendi. Görünen o ki diplomatik belgelerde ve görkemli yalılarda iz bırakan bu isimlerin son sırları, hâlâ bir banka kasasında gün yüzüne çıkmayı bekliyor. 2029 yılına kadar yapılacak bir başvuru, belki de tarihin bu eksik kalmış paragrafını değiştirebilir.

Emine Valide Paşa yalısı bugün Mısır Konsolosluğu olarak kullanılıyor.
YALIYI TÜRKİYE'YE BAĞIŞLAMAK İSTEMİŞ ANCAK KIZIP MISIR'A BAĞIŞLAMIŞTI
İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Bebek Cevdet Paşa Caddesi’nde 1902 yılında İtalyan mimar Raimondo D’Aranco tarafından inşa edilmiştir. Bugün, bu yalı Mısır Konsolosluğu olarak hizmet vermektedir. Yapı, “Hıdiva Sarayı” , “Emine Valide Paşa Sahilsarayı”, “Hıdiv İsmail Paşa Yalısı”, “Valide Paşa Yalısı”, “Mısır Konsolosluğu Sahilsarayı” olarak da bilinir. Buradaki ilk yapı, 1781‘de inşa edilen Sultan I. Abdülhamit devri şeyhülislamı Dürrizade Mehmet Ataullah Efendi’nin yalısıdır. Sonrasında ,Sultan II. Abdülhamit yalıyı satın alarak, Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın validesi prenses Emine’ye hediye etmiştir. I. Dünya Savaşı yıllarında bu yalıyı yıktırarak yerine şimdiki sahil sarayı yaptırmıştır.

Osmanlı'nın tek kadın paşası Emine Valide Paşa.
Yalı, Boğaziçi’nin tam ortasında ve en güvenli koyundadır. Boğaz’ın en büyük yalılarından biri olan Valide Paşa Yalısı’nın, denize bakan cephesi üç, cadde cephesi ise iki katlıdır. Birinci kat cumbalarının arasına loca ve terasların oyuğu yerleştirilmiştir. Deniz cephesi ve yan cepheler, şerit, feston, floreal korniş ve armalarla kuşanmış taçlardan oluşan, zengin bir süslemeye sahiptir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulunca, Emine Valide Paşa, Bebek’teki bu muhteşem yalısını yeni kurulmuş olan Türk Devleti’ne bağışlamak istemiş, fakat yalının devir teslimi sırasındaki resmi yazışmalarda, kendisine Valide Paşa değil de, “Bebekli Emine Hanım” diye hitap edildiği için Valide Paşa, yalısını Türk Hükümetine bağışlamaktan vazgeçip, Mısır Hükümetine bağışlamıştır. Bu bağış sırasında binanın, ebediyyen konsolosluk binası olarak kullanılmasını istemiştir. Art nouveau stilindeki mimarisi ile İstanbul’un en güzel yapıları arasında yer alan konsolosluk binasının 2,5 yıl süren restorasyonu ile yenilenmiştir.
patronlardunyasi.com