Dünya


Burak ARTUNER

İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amichai Chikli, Fransa'da yaşanan şiddet olaylarının ardından Paris yönetimini İsrail'e ihanet etmekle suçladı. Belçika ve İngiltere'ye de “Muhtemelen sırada siz varsınız. Hazırlanın” mesajı gönderdi.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Fransa'daki Yahudilere İsrail'e göç etme çağrısında bulundu.
Peki, Avrupa'da yaşananların İsrail'le bağlantısı nerede başlıyor? 
Gerçekten bir güvenlik zinciri mi oluşuyor, yoksa Avrupa'nın iç sorunları Ortadoğu'daki siyasi hesaplaşmanın bir parçası haline mi getiriliyor?

Amichai Chikli, İngiltere ve Belçika'yı da 'Sıra sizde' diye tehdit etti.

ÖNCE İSPANYA, ARDINDAN AVRUPA'NIN SOKAKLARI

Avrupa'daki gelişmelerin ilk dikkat çekici halkalarından biri İspanya oldu. 

Temmuz'a dönelim... 

Hatırlayın, Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya yönelik kitlesel geçiş, Avrupa Birliği'nin sınır güvenliği ve göç politikalarını yeniden gündeme taşıdı. 

Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi, 30 Temmuz'daki olayda yaklaşık 80 bin kişinin geçiş yaptığını ve sosyal medyada yayılan dezenformasyon iddialarının krizde rol oynadığını kayda geçirdi.

Ardından farklı ülkelerde farklı nedenlerle büyüyen toplumsal hareketler Avrupa gündemini belirlemeye başladı.

Fransa'da eğitim sistemindeki sorunlar, yüksek yaşam maliyeti ve kamu hizmetlerine yönelik tepki sokaklara taşındı. 

İtalya ve Belçika'da gösteriler şiddet olaylarına dönüşürken, Arnavutluk'ta yolsuzluk, işsizlik ve eğitim sistemi protestoların merkezine yerleşti. İspanya ve Portekiz'de ise özellikle barınma krizi ve yükselen kiralar öne çıktı.

Reuters ve Associated Press'in 19 Ekim tarihli haberleri, ülkelerdeki hareketlerin aynı görüntüleri üretmesine rağmen ortak bir örgütlenmeden ziyade, farklı ekonomik ve toplumsal sorunlardan beslendiğine işaret ediyor.

Bir zemin var ama bunları perde arkasından tetikleyenler var mı? 

Sorulması gereken bu bence

Fransa'da hafta sonu yaşanan olaylarda binlerce kişinin gözaltına alınması, iş yerlerinin yağmalanması ve Limoges'daki belediye binasının ateşe verilmesi, krizin boyutunu gözler önüne serdi.

İspanya'da temmuzda bir günde yaşanan 80 bin kişilik göç dalgası olayı

CHİKLİ'DEN FRANSA'YA “İHANET” SUÇLAMASI

Tartışmanın siyasi boyutu, İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli'nin 17 Ekim'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla belirginleşti.

Chikli, Fransa'da sağın iktidara gelmesinin iç savaşı tetikleyeceğini düşündüğünü, ancak bu çatışmanın zaten başladığını ileri sürdü. 

İNGİLTERE VE BELÇİKA'YA TEHDİT GİBİ SÖZLER

Fransa'nın İsrail'e ihanet ettiğini söyleyen bakan, Belçika ve İngiltere'ye de “Muhtemelen sırada siz varsınız. Hazırlanın” diye seslendi.

Gazze'ye ve Filistin'e desteğiyle tanınan İspanya Başbakanı Sanchez, ülkesindeki protestolar sonrası seçime gitme kararı almıştı.

PARİS, FİLİSTİN DEVLETİ KONUSUNDA HASSASTI

Açıklamanın en dikkat çekici yönü, bir İsrail hükümet üyesinin başka Avrupa ülkelerindeki iç karışıklıkları yalnızca güvenlik meselesi olarak değerlendirmemesi, aynı zamanda bu ülkelerin İsrail'e yönelik politikalarıyla ilişkilendirmesiydi.
Peki Fransa'nın İsrail'e ihaneti neydi?
Paris yönetimi, İsrail'in Filistin politikalarına ve işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerine yönelik eleştirilerini artırdı. Fransa'nın da aralarında bulunduğu bir grup ülke, yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı ürünlere ticari kısıtlamalar getirilmesi yönünde adımlar atılacağını duyurdu.
Fransa ayrıca iki devletli çözümü savunmayı sürdürüyor. Bu yaklaşım, İsrail'in güvenliğini tanırken Filistinlilerin bağımsız devlet kurma hakkını da esas alıyor.
Chikli'nin “ihanet” suçlamasının arka planında bu diplomatik ayrışma bulunuyor. Ancak Fransa'nın İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmesiyle İsrail'e düşmanlık göstermesi aynı şey değil.
Nitekim Fransa Dışişleri Bakanlığı, eylül ayında Chikli'nin Fransız yetkililere yönelik ifadelerini kabul edilemez bulduğunu açıklamış, Paris'in Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırısını açıkça kınadığını ve iki devletli çözümü savunduğunu hatırlatmıştı.
Böylece iki ülke arasındaki gerilim, yalnızca Ortadoğu politikasının değil, Avrupa'daki siyasi kutuplaşmanın da bir parçasına dönüştü.

Irkçı İsrailli Bakan Ben Gvir de Avrupa'daki İsraillileri ülkelerine dönmeye çağırarak tartışmalara katıldı.

BEN-GVİR'DEN FRANSA'DAKİ YAHUDİLERE ÇAĞRI

İsrail'in Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in açıklamaları ise tartışmayı daha hassas bir alana taşıdı.
Ben-Gvir, Fransa'da yaşanan olayları gerekçe göstererek ülkedeki Yahudi toplumuna İsrail'e göç etme çağrısında bulundu. Fransa'da yüz binlerce kişiden oluşan Yahudi toplumuna seslenen bakan, İsrail'i onların evi ve vatanı olarak nitelendirdi.
Bu çağrı, İsrail'de Fransız Yahudilerinin ülkeye göçünü kolaylaştırmaya yönelik girişimlerin gündemde olduğu bir dönemde geldi. Jerusalem Post'un 6 Ekim tarihli haberine göre İsrail hükümeti, Fransa'dan gelebilecek yeni bir göç dalgasına hazırlık yapılmasını da değerlendirmişti.
Dolayısıyla mesele yalnızca bir bakanın siyasi çıkışından ibaret değil. Avrupa'daki güvenlik endişeleri, antisemitizmle mücadele, Yahudi toplumlarının korunması ve İsrail'in göç politikası aynı tartışmanın içine girmiş durumda.
Fransa'da antisemitik saldırılar ve Yahudilere yönelik tehditler elbette ciddiye alınmalı. Ancak ülkedeki her protestoyu Yahudilere yönelik bir tehdit olarak değerlendirmek de doğru değil. Güvenlik değerlendirmesinin somut olaylara, doğrulanmış verilere ve gerçek risklere dayanması gerekiyor.

AVRUPA'NIN AŞIRI SAĞIYLA İSRAİL ARASINDAKİ YAKINLAŞMA

Chikli'nin açıklamalarını anlamak için İsrail hükümetinin Avrupa'daki siyasi aktörlerle ilişkilerine de bakmak gerekiyor.
Chikli, daha önce Avrupa'daki aşırı sağ ve milliyetçi partilerle yakın ilişkileri nedeniyle eleştirilmişti. 
The Times of Israel'in ocak ayında yayımladığı söyleşide bakan, Avrupa'daki Yahudiler için en büyük tehdidin radikal İslam olduğunu savunmuş ve bu tehditle mücadele konusunda kendisiyle aynı çizgideki sağcı siyasi aktörlerle iş birliğini desteklemişti.
Bu yaklaşım, Avrupa'daki Yahudi kuruluşlarının bir bölümüyle de görüş ayrılığı yarattı. Çünkü bazı Yahudi toplumlarının temsilcileri, aşırı sağın geçmişteki antisemitik mirasının göz ardı edilmesinin yeni riskler doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Chikli'nin Belçika ve İngiltere'ye yönelik “Hazırlanın” mesajı, bu nedenle yalnızca bir güvenlik uyarısı değil, Avrupa'nın siyasi geleceği üzerine tartışmalı bir müdahale olarak okumak yanlış olmaz. 

Avrupa'da yaşananlar İsrail'in doğrudan müdahalesini elbette kanıtlamıyor. 

Fakat İsrail hükümetindeki bazı isimlerin bu olayları kendi siyasi söylemleri için kullandığı açıkça ortada.

İspanya'da Sanchez'in önce 80 bin kişilik göç ardından kira krizi gösterileri nedeniyle seçime gitme kararı alması

Sonrasında Fransa'da patlayan olaylar...

Bu arada iki ülkenin bu olayların öncesinde çok büyük yangınlarla uğraştığını unutmayalım. 

Sonra diğer İsrail'e tepki gösteren devletlerdeki olaylar...

Bence hepsini iyi analiz etmek gerekiyor. 

Avrupa'nın kendi içindeki ekonomik ve toplumsal sorunları olduğu kesin....

Sokaklara çıkanlar elbette bu saikle sokaklara dökülüyor olabilir...

Ama perde arkasında 'onlara hissettirmeden bu işi alevlendirenler' olması da kuvvetle muhtemel.

patronlardunyasi.com