Dünya


Burak ARTUNER

Bu sabah hem dünya basınından hem de Türk basınında İran'ın, dini lideri Hamaney'in öldüğünü kabul etmesiyle ilgili haber ve fotoğraflara bakıyorum. 

Tahran başta olmak üzere Meşhed, Kum ve İsfahan’da resmi kurumların önüne siyah bayraklar asılmış. Devlet televizyonu yayın akışını değiştirerek Kur’an tilavetleri ve Hamaney’in konuşmalarından kesitlere yer vermeye başlamış. Özellikle muhafazakâr kesim ve Devrim Muhafızları’na yakın çevreler için bu ölüm, bir “direniş döneminin sonu” olarak görülüyor.

#video_9729658#

1979’daki İran İslam Devrimi sonrasında kurulan düzenin ikinci büyük lideri olan Hamaney, 1989’da Ruhullah Humeyni’nin ardından göreve gelmişti. Yaklaşık otuz yılı aşan liderliği boyunca İran’ın hem iç siyasetinde hem de bölgesel politikalarında belirleyici bir rol oynadı. Cenaze törenine katılan 62 yaşındaki Tahranlı bir esnaf, “O bizim rehberimizdi. Zor zamanlarda ülkeyi ayakta tuttu” derken, özellikle Irak ve Suriye politikalarında Hamaney’in “direniş ekseni” stratejisinin altını çizdiğini söylüyor. 

BİR YANDA SESSİZ SEVİNÇ

Ancak aynı saatlerde, ülkenin farklı mahallelerinde daha farklı duygular yaşanıyor. Özellikle genç nüfus ve son yıllardaki her defasında çok sert bastırılan protestolara katılan kesimler arasında, bu ölümün “siyasal değişim ihtimali” doğurabileceği konuşuluyor. 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan ve aylarca süren protestolar, son olarak bu yıl başından itibaren binlerce göstericinin öldüğüne dair haberlerle gündeme gelen rejim karşıtı gösteriler sonrası büyüyen öfke, İran toplumundaki memnuniyetsizliğin en görünür işareti olmuştu. Kadın hakları, ifade özgürlüğü ve ekonomik kriz başlıklarında artan baskılar, özellikle büyük şehirlerde rejime yönelik eleştirileri büyütmüştü.

Londra'daki rejim karşıtı İranlılar Hamaney'in ölüm haberi üzerine sevinç gösterileri yaptı.

Yabancı basında yer alan bir haberde, bir üniversite öğrencisi, ismini vermeden konuşurken şunları söylüyor: 

“Kimsenin ölümüne sevinmek doğru değil ama belki bu, sistemin değişmesi için bir fırsattır.”

Bu söylem, İran'da rejimi değiştirmek için zemin hazırladıklarını söyleyen Trump ve Netanyahu'nun söylemlerinin neredeyse aynısı... 
Sosyal medyada ise VPN üzerinden yapılan paylaşımlarda temkinli ifadeler dikkat çekiyor, Bazı kullanıcılar “Yeni bir İran mümkün mü?” sorusunu gündeme taşıyor. 

ŞİMDİ BELİRSİZLİK HAKİM

İran’da dini lider, anayasal olarak en yüksek otorite konumunda. Silahlı kuvvetler, yargı ve devlet televizyonu doğrudan bu makama bağlı. Dolayısıyla Hamaney’in ölümü yalnızca sembolik değil, kurumsal bir güç boşluğu anlamına da geliyor.
Uzmanlara göre geçiş süreci, rejimin geleceğini belirleyecek. Devrim Muhafızları’nın ve Uzmanlar Meclisi’nin tavrı kritik olacak. İran’ın dış politikadaki konumu, nükleer müzakereler ve bölgesel dengeler de bu süreçten doğrudan etkilenecek.

TEK ÜLKE İKİ RUH HALİ 

İran’da bugün siyah çarşaflı kadınların ağıtları ile kapalı kapılar ardında fısıldananlar birbirine karışıyor. Devletin resmî yas ilan ettiği bu günlerde sokaklarda yüksek sesle farklı bir görüş dile getirmek mümkün değil. Ancak ülkenin ruh hali, resmi törenlerin ötesinde çok daha karmaşık. Kimileri için Hamaney'in ölümü büyük bir kayıp, kimileri için yeni bir İran için büyük bir fırsat ihtimali... 

Sözün özü:

Bombaların, füzelerin patladığı, ölümlerin canları yaktığı bu savaşın İran'ı belirsizlikle dolu bir döneme sürüklediğini söylemek için kâhin olmak gerekmiyor.

Yaşananlar; milli birliğin bir ülke için ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha hatırlatıyor....

patronlardunyasi.com