Toygun ATİLLA
HALKBANK İÇİN KARAR GÜNÜ
Dokuz yıl…
Bir dava için çok uzun bir süre.
Halkbank dosyası, Türkiye ile Amerika arasındaki en kritik diplomatik başlıklardan biriydi. Bankacılık sistemi, ekonomi, diplomasi ve siyaset aynı dosyanın içindeydi.
Bugün o dosya için karar günü...
Büyük bir sürpriz olmaz ise o dosya bugün kapanacak.
Türkiye’nin son yıllardaki en önemli diplomasi ve hukuk başarılarından biri tarihe yazılacak.
Neden derseniz, yanıtı çok kritik ve önemli...
Halkbank sıfır ceza ile bu dosyadan çıktı. Tek bir kuruş bile ceza ödemeyecek.
YA TÜRKİYE CEZA ALSAYDI?
Bu sonucun ne anlama geldiğini anlamak için biraz geriye gitmek gerekiyor. Halkbank’a büyük bir ceza verilmesi ihtimali yıllardır konuşuluyordu. Bu sadece bir bankanın ceza alması anlamına gelmeyecekti. Türkiye’nin bankacılık sistemi uluslararası finans dünyasında ciddi bir baskı altına girebilirdi. Daha da önemlisi, Türkiye’nin finans sistemi “yaptırım ihlali yapan ülke” algısıyla karşı karşıya kalabilirdi.
Böyle bir durum oluşsaydı. Türk ve dünya gazetelerinin manşetini hayal bile etmek istemiyorum. Felaket haberleri manşetlerde yerini almış, Borsa İstanbul ise çakılmıştı.
TÜRK MEDYASI KAYITSIZ
Ancak,
Anlamadığım başka bir şey daha var. Böylesine önemli bir zaferin Türk medyasında yeterince yer bulmamış olması ve olayın gazetecilik ölçülerinde irdelenmemiş olması.
Çünkü,
Bu dava sadece bir bankacılık davası değil aynı zamanda milli bir meseleydi.
PATRONLAR DÜNYASI'NIN GAZETECİLİK BAŞARISI
Patronlar Dünyası olarak bu dava dosyasını ilk günden beri takip ediyor, gelişmeleri de okurlarımızla paylaşıyoruz.
Bugün de Aslı Sözbilir, önemli bir gazetecilik başarısına imza atarak bankanın eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla ile tarihi bir röportaja imza attı.
Bu röportajdaki ayrıntılara geçmeden önce Halkbank davasının nasıl çözüme ulaştığına dair size ilk kez duyacağınız bilgiler vermek istiyorum.

HALKBANK ZAFERİNİN KAHRAMANI: CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN
Halkbank zaferinin kahramanını lafı eğip bükmeden söyleyip hakkını teslim etmem gerekir ki, o isim de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Diplomatik kaynaklarıma göre Erdoğan, bu konuyu neredeyse her ABD başkanı ile her kritik görüşmesinde ilk başlıklardan biri yaptı. Çünkü, Erdoğan şunu biliyordu. Olası bir ceza sadece Halkbank’ı değil, tüm bankacılık sistemini etkileyecek bir domino etkisi yaratabilirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
HAKAN FİDAN'IN ÇABALARI
Bu dosya elbette tek bir kişinin ya da tek bir kurumun çabasıyla kapanmadı. Uzun yıllara yayılan bir diplomasi, hukuk ve ekonomi trafiği yaşandı. Türkiye tarafında sürecin önemli aktörleri vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu dosyanın siyasi çözümü için en üst düzeyde diplomasi yürüttü. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan diplomatik kanalda süreci yakından takip etti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek finansal sistem açısından oluşabilecek riskleri yöneten isimlerden biri oldu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
HALKBANK GENEL MÜDÜRÜ OSMAN ARSLAN TÜM MESAİSİNİ DAVAYA VERDİ
Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve bankanın hukuk ekibi davanın teknik ve hukuki tarafını yürüttü. Dava sürecini adım adım izledi, mesaisinin önemli kısmını bu sürece ayırdı.
Bunun yanında hem Türkiye’de hem de yurtdışında devreye giren hukuk büroları ve danışman ekipler de sürecin önemli parçalarıydı.

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan
PERDE ARKASINDA LOBİ YAPAN 2 TÜRK İŞ İNSANI
İsmi bende saklı, yurtdışında yaşayan bir Türk iş insanı ile Türkiye’de faaliyet gösteren bir başka iş insanı da arka planda önemli temaslar yürüttü, lobi faaliyetleri yürüttü. Bu tür dosyalarda perde arkasında çalışan isimler her zaman görünmez ama ben o insanların bu dosyadaki çabalarını yakınen biliyorum. Bir gün o çabaların ne olduğunu da yazarız umarım.
TÜRKİYE VE ABD'DEKİ HUKUK BÜROLARI
İşin bir başka tarafında ise önemli bir hukuk ekibi vardı. Bunlardan biri Türkiye'deki avukatlık ofisi, diğeri ise ABD'deki Halkbank davasını yürüten avukat ordusuydu. Bu iki hukuk bürosu, tüm süreçte dava dosyasında canla başla çalıştı.
Ancak,
Bu tip davalarda sonuçla çoğu zaman temasların ürünüdür.
TRUMP VE BARRACK ETKİSİ
Bu dosyanın çözülmesinde Washington’da yaşanan siyasi değişim de önemli rol oynadı. Donald Trump döneminde Ankara ile Washington arasında doğrudan lider diplomasisi kuruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki ilişki birçok kriz başlığında olduğu gibi bu dosyada da önemli bir kanal oluşturdu. Diplomasi kaynaklarım bu ilişkinin karşılıklı saygı ve doğrudan iletişime dayandığını söylüyor.
Türkiye açısından ABD her zaman stratejik bir müttefik olarak görülmeye devam etti. Son 10-15 yılda Washington’ın Türkiye’ye bakışında ise zaman zaman ciddi kırılmalar yaşandı. Trump yönetimi bu kırılmaları kısmen onarmaya çalışan bir yaklaşım geliştirdi. Bugün, ABD Büyükelçisi Tom Barrack gibi isimler de Ankara ile daha yakın bir diyalog kurulmasından yana bir çizgi izledi. Halkbank dosyasının da Türkiye-ABD ilşikilerinin olumlu seyrindeki önemli isimlerden biri de son dönemde eleştirilerin hedefinde olsa da Tom Barrack'tır.

Donald Trump- ABD Büyükelçisi Tom Barrack
HAKAN ATİLLA'NIN YAŞADIĞI MAĞDURİYETİN HAKKINI TESLİM EDELİM
Meselenin iç yüzünü anlattıktan sonra gelelim bugün Patronlar Dünyası'nda yayınlanan Aslı Sözbilir'in Hakan Atilla ile yaptığı tarihi röportaja…
Dosya bugün kapanırken belki de bu sürecin en büyük mağduru olarak karşımızda bir insan duruyor. O da, Hakan Atilla...
28 ay boşu boşuna ABD cezaevlerinde yatmış bir insandan bahsediyoruz. Bu süreçten sonra da hayatı, kariyeri tamamen değişen bir insandan.
İSRAİL İLE BİTTİ SÖZLERİNE İTİRAZIM VAR
Röportajda Hakan Atilla’nın en dikkat çeken sözlerinden biri şu: “İsrail’le başladı, İsrail’le bitti.”
Gerçekten de dava sürecinde İsrail merkezli bazı düşünce kuruluşlarının ve uzmanların dosyada etkili olduğu biliniyor.
Ancak,
Hakan Atilla'nın sürecin İsrail ile son bulduğu sözlerine katılmıyorum. Çünkü, Halkbank davası aslında çok daha büyük bir denklem içinde yer alıyordu.
İran yaptırımları…
ABD’nin küresel finans sistemindeki hakimiyeti…
Ortadoğu’daki güç dengeleri…
Türkiye’nin bölgesel rolü…
Bu unsurların tamamı bu dosyanın içinde yer aldı.
Dolayısıyla Halkbank davası sadece bir ülkenin değil, küresel güç dengelerinin kesiştiği bir dosyaydı.
HALKBANK ZAFERİ
Bugün ortaya çıkan tablo çok net. Halkbank ceza almadı, suçlamalar kabul edilmedi, dosya uzlaşma ile kapandı.
Bu sonuç Ankara açısından büyük bir diplomasi ve hukuk başarısı olarak görülüyor. Dokuz yıldır Türkiye’nin üzerinde bir risk olarak duran dosya kapandı.
Eğer farklı bir sonuç çıksaydı, Türkiye’nin bankacılık sistemi çok daha ağır bir baskıyla karşı karşıya kalabilirdi. Bugün o risk New York'taki Manhattan Federal Mahkemesi'nin resmi olarak açıklaması beklenen kararın ardından ortadan kalkacak. Dokuz yıl süren Halkbank dosyası tarihe geçecek.
patronlardunyasi.com