Gündem


Sağ siyasetin önemli figürlerinden Mehmet Keçeciler, “Mehmet Keçeciler-Merkez Siyasetin Perde Arkası” adlı söyleşi kitabında bu güne kadar bilinmeyen bir çok olayı Turgut Özal’ın en yakınındaki isim olarak anlattı. Gazeteci Hale Gönültaş’ın yaptığı söyleşiden derlenen 232 sayfalık kitapta, Özal’a suikast girişiminin perde arkasından, askerle ilişkilere, siyasi cinayetlerden Fethullah Gülen’le ilişkilere kadar kamuoyuna daha önce yansımamış anekdotlar paylaşıldı.

İşte bunlardan bazıları: Turgut Bey basının modernleşmesine çok önem verdi. Tekniklerinin modernleşmesi için basına teşvik verdi. Özal, gazetecilerin eğitimlerinin yeterli olmadığını düşünüyordu. Bir grup gazeteciye burs verdi. İngiltere’ye dillerini geliştirmeleri için gönderdi. Onlar da batı sistemlerini gördüler.

 PİŞMAN OLDU

Çankaya Köşkü’ne çıktığına bin pişman oldu. Hükümet, Cumhurbaşkanımıza gereken itibarı göstermiyordu. ANAP muhalefetteydi. DYP ve SHP’li belediye başkanları Turgut Bey’i il ziyaretlerinde karşılamaya bile gitmiyorlardı. Turgut Bey’e Cumhurbaşkanı olarak değil, Köşk’ten indirilmesi gereken kişi muamelesi yapıyorlardı. Rahmetli Özal düşünün o dönem Başbakan Demirel hakkında hakaret davası bile açmıştı. Özal anayasanın kendisine verdiği yetkileri kullanan bir cumhurbaşkanıydı. Muhalefetin istediği gibi “sorumsuz ve yetkisiz” bir makam temsili yapmadı.

DİNLEMEYE ÖNLEM

“Parti nasıl kurulur, ne yapabiliriz” bunları konuşuyoruz; aslına bakarsanız sesli düşünüyoruz. Özal sabahları erken kalkardı. Mutlaka yüzerdi. Sonra hep birlikte bir kahvede çay içerdik. Fakat partiye ilişkin konuşmalarımızı açık denizde yapardık. Çünkü Adnan Kahveci, Özalların evinin dinlendiği bilgisine ulaşmış.

KDV ORANINI BELİRLEYEN KAPICI

84 yılıydı sanırım Kennedy Caddesi’ndeki parti binasında Turgut Bey, partinin kapıcısı Sadık Efendi’yi kabul ediyormuş. İçeri girdim. Özal, Sadık Efendi ile KDV pazarlığı yapıyor. “Ne kadar vergi iadesi verirsem, alışveriş yaptığında fişini istersin” diye soruyor. Sadık efendi “Yüzde bir, iki için bakkalla kavga ettiğine deymez” diyor. Yüzde 3 vergi iadesinde anlaştılar.

ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNMÜYORUM

Rahmetli Özal’ın öldürüldüğü kanaatinde değilim; eceli ile öldüğünü düşünüyorum. (1993 cinayetleri ile Özal’ın ölümü arasında bir bağ olduğunu düşünüyor musunuz?) Öyle bir bağ kurmuyorum. O dönemde güvenlik güçleri bu tür anti demokratik adımlar atmayı kendilerinde hak gördüler. Türkiye’yi bu tür yöntemlerle düzeltmeye soyundular. Örneğin, “Uyuşturucu ticaretine bulaşmış Kürt işadamı mı var. Biz onu öldürürüz, yolun kenarına atarız. Böylece öteki Kürtlere de gözdağı veriniz” mantığı içindelerdi.

GÜLEN’LE İLİŞKİLER

Fethullah Hoca isteseydi Turgut Özal milletvekilliği verirdi. Ama Fethullah Hoca istemezdi. Çünkü Hoca’nın iktidar talebi yoktur. Fethullah Gülen ANAP hükümetinden bir günden bir güne siyasi bir talepte bulunmamıştır. Fakat Süleymancılar bizimle milletvekili pazarlığı yaptılar. Üç beş milletvekili çıkarttık Süleymancılardan. Kemal Kaçar gelip temas kurmuştu. Biz de sanırım 3 vekil çıkarttık. Onlar da sandıkta bizleri desteklediler. Sadece bizimle değil, Adalet Partisiyle de, Demirel’le de, Ecevit’le de pazarlıkları olmuştur.

ŞOFÖR ADAYINA KUNUT DUASI

MSP’ye girdikten sonra şahit olduğum bir olay neden MSP’de siyaset yapmak istemediğimi sanırım iyi açıklar. Partiye alınacak şoförleri seçiyorlar. Makam şoförleri. Dua bilgilerini ölçüyorlar. Örneğin, şoför adaylarından “Kunut duasını okumaları” isteniyor. Eğer şoför adayı Kunut Duasını okursa “aferin” diyorlar. Dua bilmeyen sınavı kazanamıyor ve salondan çıkartılıyor. (Özal, Eşref Bitlis ile Cumhurbaşkanı- Kuvvet Komutanı ilişkisinden daha mı yakındı?)

Bildiğim kadarıyla değillerdi. Eşref Bitlis Paşa, Bitlisliydi. Turgut Bey, Kürtlerin en üst yerlere, rütbelere çıkabileceğine inanan bir kişiydi. Eşref Paşa’nın da doğulu olmasından dolayı Kürt meselesinin çözümüne ilişkin konuşmalarında sık sık paşaya vurgu yapardı. “Eşref Bitlis suikast sonucu mu öldürüldü? diye sorarsanız onu bilmiyorum.

 SEMRA HANIM FAKTÖRÜ

Semra Hanım parti kuruluşunda askerle aramızda paratoner görevi yapmıştır. Askerler, Turgut bey’in gerici olduğundan endişe ederlerdi. Ama Semra Hanım’ın o yaşam tarzı, purosu, içkisiyle, kadehleri ile gazetelere, televizyonlara beyanat vermesi askerin “ANAP gerici mi?” kaygısını giderdi. Asker, “Semra Hanım, ANAP’ta gericiliğe izin vermez” öngörüsüyle ANAP’ın olası gericilik tutumuna karşı Semra Hanım’ı garanti olarak görüyorlardı. ANAP’ın çıkışında gericilik damgası yemememizin en büyük katkısı Semra Hanım’dır, yaşam tarzıdır.

Dilek Gedik/Taraf