Toygun ATİLLA
Pazar sabahları acelem yoktur.
Pek çoğunuz gibi...
Telefonumu biraz geç açarım. Güne daha yavaş başlarım.
Pek çoğunuz gibi...
Bugün de öyle oldu...
Kahvemi yudumlarken, Ertuğrul Özkök'ün 2 gündür Patronlar Dünyası'nda yazdığı yazıları anımsadım.
Kendi kendime, "Kahvem soğuyabilir ama yazı soğumaz" dedim.
Ertuğrul Özkök'ün yazılarından biri 90'lara bakıyordu diğeri ise şimdiki zamana...
Biri Levi's üzerinden soruyordu diğeri 0.04saniye üzerinden. Ertuğrul Özkök bize afacanca birşeyler fısıldıyordu.
İlk yazı beni 90'lara götürdü. Hatta itiraf edeyim. Dün akşam Disney'i açıp Love Story'yi izlemeye başladım. Carolyn Bessette Kennedy, Calvin Klein estetiği ve sade bir zarafet...
Neyse...
Tekrar dönelim Ertuğrul Özkök'ün yazılarına...
Özkök'ün yazısında Levis'ı okurken onu sadece bir marka veya pantolon olarak okumadım. Hayatın bir yerinde fark etmeden vazgeçtiklerimizin sembolü olarak okudum. Bir an gardrobuma baktım. Bir tane bile Levis'ım yoktu. Oysa gençliğimde öyle miydi...
Ertesi gün Ertuğrul Özkök'ten başka bir yazı geldi. Kış Olimpiyatları'nda birinciliği belirleyen 0.04 saniye...
Ertuğrul Özkök yine küçük bir ayrıntıdan büyük bir yerden bakıyordu.
Hızdan söz ediyordu ama hızın anlamsızlığını işaret ediyordu.

79 yaşında biri için 0.04 saniyenin ne ifade ettiğini sorarken aslında şunu sorguluyordu: "Hayatı neyle ölçüyoruz"
Ertuğrul Özkök hayatla sakin bir pazarlık sürdüyoru hissine kapıldım...
Ne Levi's yazısı bir gençlik nostaljisiydi, ne 0.04 saniye yazısı bir yorgunluk itirafı.. Ertuğrul Özkök, "Kuralların hepsini kabul etmek zorunda değilim" der gibiydi...
Bugün günlerden pazar...
Pazar yazıları Türk basınında Özkök ile birlikte başlamadı.
Ancak,
Pazar yazısı dediğimizde benim aklıma gelen onun ruh hali...
Haberle arasına sadece 1 gün bile olsa mesafe koyan, hayata küçük ayrıntılardan bakan, okurla yan yana duran o üslup büyük ölçüde onunla yerleşti.
Mesela benim açımdan, her pazar, "Bakalım bu pazar ne anlatacak" diye beklediğim bir gündü...
Bir köşeden çok bir buluşma metni gibi...
O ritmi kuran bir yazarlardan biri oldu.
Ertuğrul Özkök'ün geçmişi elbette ki tartışmasız değil. Ancak onu diğerlerinden farklı kılan bence günahları ile barışık olması.
Neyse meselemiz zaten bu değil.
Ertuğrul Özkök'ü okuduğumda, yaş almasına rağmen daha az hüküm verip daha çok soru sormayı seçtiğini gözlemliyorum. Bakın bu ciddi bir meseledir. Bunu herkes maalesef yapmaz.
Bu yazısı bir övgü ve biyografi yazısı değil. Bu bir okuma hali yazısı.
Pazar yazılarını Türkiye'de var eden adama son iki yazısı üzerinden yazılmış bir pazar yazısı.
Ertuğrul Özkök 79 yaşında 0.04 saniyede neler yapar ?
Bilmiyorum...
Ama bildiğim şey şu: 79 yaşında bir hâlâ Levi's'ı, zamanı, normları ve kendini sorguluyorsa...
O yazı hâlâ gençti...
Pazar yazısı da zaten bunun için vardı...
patronlardunyasi.com