Sergi, Ayasofya’dan Pantheon’a uzanan bir mimari sürekliliği 29 büyük boyutlu fotoğraf üzerinden ele alıyor.
Seçkide yer alan en dikkat çekici karelerden biri, Ayasofya’nın anıtsal kubbesi.

Altıncı yüzyıldan bu yana zeminden 55 metre yüksekte duran merkez kubbe ve onu çevreleyen yarım kubbeler, tek bir kadrajda mimari hafızanın katmanlarını görünür kılıyor.
Bu fotoğraf, İstanbul ile İtalya arasında yüzyıllara yayılan mimari etkileşimi hatırlatan sembolik bir durak niteliğinde.

Sergide İtalya’daki katedraller, saraylar, tiyatrolar, kütüphaneler ve müzeler yer alıyor.
Ertuğ’un fotoğrafladığı mekânların bir kısmı kamuya kapalı ya da sınırlı erişime sahip. Bu yönüyle sergi, izleyiciyi normal koşullarda girilmesi güç alanların içine davet ediyor.

Sanatçı, çalışmalarını 8×10 inç büyük format körüklü kamera ve film kullanarak, yavaş ve bilinçli bir süreçle gerçekleştiriyor.

Bu teknik tercih, mimarinin detaylarını, ışıkla kurduğu ilişkiyi ve mekânın ölçeğini güçlü biçimde aktarıyor.
Ayasofya ile Pantheon arasında kurulan görsel ve tarihsel bağ, Doğu ile Batı arasındaki mimari diyaloğu yeniden düşünmeye davet ediyor.
patronlardunyasi.com