Tekstil


İzmir'de yapılan tekstil zirvesinde ortak açıklamayı yapan Orakçıoğlu, “İstanbul Deklarasyonu ile 14 ay önce başlayan süreçte çok önemli yol aldık. Özellikle Çin'e karşı direnç gösterdik. Ancak gelin görün ki, kendi ülkemizde kendi rekabet koşullarımızı aşmak amacıyla gerekli olumlu yaklaşımı göremedik.” dedi.

Geçen ay yüzde 1,1 çıkan ihracat artış oranının geçen yılın aynı ayında yüzde 33,9 olduğunu hatırlatan Orakçıoğlu, “Aylık bazda düşünüldüğünde Türkiye 2005 Temmuz ayında ancak geçen yılın temmuzu kadar ihracat yapabilmiş. 2005 Temmuz 5,7 milyar dolar; 2004 Temmuz 5,6 milyar dolar. Daha da tehlikeli olan bu gerileme Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 86'sını gerçekleştiren sanayi ürünleri ihracatında olmuştur." diye konuştu. Orakçıoğlu, ihracatta gerileyen sektörlerin Türkiye'nin gözbebeği gibi baktığı hazır giyim, otomotiv, demir ve demir dışı metaller olduğunu vurguladı. Geçen mayıs ayında Başbakan Tayyip Erdoğan ile yapılan ‘Tekstil Zirvesi' sonrasında sektörün sürekli bir talep içinde olduğu yönünde bir izlenim oluşturulmaya çalışıldığını aktaran Orakçoğlu, tekstil ve hazır giyimcilerin hükümetten talebinin sektörel değil ulusal nitelikte olduğunu ifade etti. Orakçıoğlu, “Kur politikasında rekabetçi bir çizginin izlenmesi ya da işçilik üzerindeki prim ve vergi yüklerinin uluslararası standartlara çekilmesi eğer sektörel menfaatlerse bu durumu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Sektörümüzün talebi tüm ihracatçı sektörlerin talepleriyle örtüşmektedir ve rekabetçi politikalar doğrultusunda belirlenmektedir." ifadesini kullandı. Söz konusu tablonun sebebinin kur politikası ve buna bağlı gerçekleşen maliyet baskısı olduğuna dikkat çeken Orakçıoğlu, Türk Lirası'nın son 25 yıllık dönemdeki en yüksek seviyesine ulaştığını vurguladı. Kayıt dışı konusunun Türkiye'nin bütün sıkıntılarının ardındaki görünmeyen yara olduğunu hatırlatan Orakçıoğlu, yüksek prim ve vergi yükünün sektördeki kayıt dışını ve yabancı uyruklu işçi sayısını hızla artırdığını kaydetti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı ise, "Şartlar o kadar saçma sapan ki Türkiye'deki işsizliğe rağmen çevre ülkelerden illegal biçimde emek ithalatı yapıyoruz." şeklinde konuştu. İhracatçının en büyük sıkıntılarından biri olan düşük kur politikasındaki gidişatın ‘devalüasyon' tehlikesini doğurmadığına dikkat çeken Satıcı, devalüasyonu kastederek, "Biz ağzımıza ‘o kelimeyi’ almıyoruz." dedi. İzmir Limanı'nın özelleştirmesi ile ilgili açıklamalarda da bulanan Satıcı, "Limanı parayı veren alır." dedi. Satıcı, limanın beklenenin üzerinde bir fiyatla satılmasını beklediklerini söyledi. Satıcı, uluslararası rekabet şartlarına uymayan bir yönetim tarzının sergilendiğini, bunu tasvip etmedikleri için İzmir Limanı'na ilgi gösterdiklerini kaydetti. Liman özelleştirmelerinin iptal edilmesi ile ilgili olarak da Satıcı, “Özelleştirme ile ilgili iptaller Türkiye'ye zarar verir. Türkiye'nin özelleştirme sürecini destekliyoruz.” diye konuştu.

Zaman