Gündem


Toygun ATİLLA

HASTANE KORİDORLARINDA DOLAŞIRKEN 

Anlatacağım görüntü ile bundan birkaç hafta önce pandemi döneminde yapılan konteynerlardan oluşan Cerrahpaşa'daki Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'nde karşılaştım. 

Öğlen saati, cuma vaktiydi. Koridorlarda ilerlerken ezan sesini duymaya başladığımda içeride bir mescit olduğunu anlamıştım. Ezan sesine doğru yaklaştığımda ise mescitten hastane koridorlarına taşan ve namazlarını eda eden insanları gördüm.  

Burası bir hastaneydi. Yani, mikrobun, enfeksiyonun, temas riskinin en çok konuşulması gereken yerdi. İnsanlar ise hastane koridorlarında namaz kılmaya çalışıyordu. 

Gördüğüm manzara bir ibadet fotoğrafı değildi, gördüğüm manzara bir kamu sağlığı fotoğrafıydı. 

#video_9723378#

Hastane koridorları, hasta sedyelerinin geçtiği, refakatçilerin beklediği, enfeksiyon zincirinin en kırılgan olduğu yerdi. Halk arasında "hastane mikrobu" denen tıbbi literatürde ise "nozokomiyal enfeksiyonun" olarak bilinen ve öldürücü sonuçları olan durum da tam da böylesine ortamlarda oluşurdu. 

Aradan tam 2 hafta geçti. Cerrahpaşa'daki Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'ndeki insan sağlığını tehdit eden bu manzarayı kaleme almak için tam 2 hafta düşündüm. 

DOKTORLAR NEDEN SESSİZ? 

İnsan sağlığını tehdit eden böylesine sağlıksız bir ortamda oluşan görüntüyü yazarsam derdimin insanların ibadetiyle olduğunu düşünenler olabilir miydi? Maalesef böyle bir ikilem de vardı. 

Tam bunu aşmıştım ki... Bu sefer de kendi kendime, "Bu manzarayı gören ilk kişi sen değilsin. Her gün hastaneye gelen binlerce insan bu durumu görüyor. Bırak insanları, burada insan sağlığı ile ilgilenen hekimler görev yapıyor. Onlar bile bu duruma kayıtsızken sen neden bu durumu yazmak istiyorsun?" 

Öyle ya... 

İnsan sağlığından sorumlu, hastane mikrobundan da, bulaşıcı hastalıklardan da, enfeksiyondan da hepimizden daha çok bilgi sahibi olan hekimler bile bu duruma ses çıkarmıyorsa ben neden bunu yazacaktım ki... 

İTİRAF EDİYORUM

Bir de bunların ötesinde biz Patronlar Dünyası adlı bir mecraydık. İş dünyası ve ekonomi haberleri ile ilgili haberler yapıyorduk. Çalışma arkadaşlarıma da zaman zaman ekonomi ve iş dünyası haberlerinin dışına çıkmamamız konusunda uyarılarda bulunuyordum. Dolayısı ile gördüğüm manzara hem bizim okur kitlemize hem de yayın politikamıza çok uygun değildi.

İtiraf ediyorum. 

Tam 2 hafta kendi kendimi böyle ikna etmeye çalıştım. İnsan sağlığını tehdit eden bu manzarayı yazmamak için kendi kendime nedense direndim. 

GİDİN, GÖRÜN, ŞAHİT OLDUN

Sonra kendi kendimi ikna ettim. 

Bu yazıyı yazmak bugüne; bir cuma gününe nasip oldu. 

Merak eden bugün cuma namazı sırasında İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'ne gitsin. Mescitten hastane koridorlarına taşan insan kalabalığını görsün. Sonra bir de aynı insanların ibadetlerini gerçekleştirmek için abdest almak zorunda kaldıkları tuvaletleri bir görsün. Yorum yapmıyorum. Sadece gidin ve kendi gözlerinizle şahit olun. 

NE İNANÇ TARTIŞMASI NE DE İDEOLOJİK KUTUPLAŞMA

Mesele ne namaz ne ibadet. Bunun altını kalın kalın çiziyorum ki, durum net anlaşılsın. Mesele, insanların sağlıksız şartlara mahkum edilmesi. 

Maalesef pandemi şartlarında aceleyle yapılan ve o dönem büyük hizmetler veren bir konteyner hastanedeki ortamdan bahsediyorum size...

İroni işte tam da burada başlıyor. 

Pandemi dönemi inşa edilen konteyner hastanede, her gün maske uyarısı, el hijyen afişleri ve temas riskine dair eğitimler veriliyordu. 

Şu an ise mescidin dışına taşan, her dakika binlerce kişinin ayaklarını basarak geçtiği hastane koridorundaki toplu ibadet görüntüsüne hiçbir doktorun hiçbir yöneticinin sesi çıkmıyor. Kimse bu duruma ve ortama "bu sağlıklı değil" demiyor. 

Tekrar söylüyorum. Amacım ne bir inanç tartışması ne de ideolojik kutuplaşmaya yeni bir cephe açmak... Kamu aklıyla kamu sağlığının ayrıldığı noktada sadece kamu sağlığına dikkat çekmek... 

SUSKUNLUK PANDEMİSİ 

Bir şey daha... 

Hastanelerde bulaşıcı olan mikrop tehlikesine dikkat çekerken, en bulaşıcı şey sadece mikrop mu diye kendi kendime düşünüyorum. Öyle ya mikroptan daha tehlikeli şey belki de "suskunluktur" Ben bile insan sağlığını tehdit eden bir durumu yazmak için 2 hafta susmadım mı?  

Yoksa, "Suskunluk pandemisi" bana da bulaşmıştı...

Bu ülke hepimizin. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi bu ülkenin bilim, irfan yuvası. Bugüne kadar binlerce bilim insanının yetişmesine öncülük etmiş bir kurum. 

Bir gün o konteynerlerden oluşan hastaneyi gidin görün. Hastaları, doktorları, hemşireleri, hasta bakıcıları... 

SON SÖZÜM PATRONLAR DÜNYASINA

Son sözümde iş dünyasına, Koç'undan Sabancı'sına, Ülker'inden, Boyner'ine... 

Konteynerlardan oluşan hastanede insan sağlığı için mücadele eden doktorlar, hemşireler, hasta bakıcıları ve oralarda tedavi olmak isteyen vatandaşlarımızı görün. 

Ha bir de bugün dikkat çektiğim hastane koridorlarına taşan ve insan sağlığını tehdit eden ortamı gözlemleyin. 

Belki ülkenin irfan ve bilim yuvası hastanenin konteyner şartlarından kurtarılarak modern bir hale getirilmesi için sizlerin de yapabileceği bir şeyler vardır. Önce sağlıklı şartlarda modern bir hastane sonra da cami inşa edilecek bir zemin hazırlanması için sizlerin de katkısı olabilir. 

Suskunluk pandemisini atlatmak ve yaşadığımız topluma katkıda bulunmak hepimizin elinde...

patronlardunyasi.com