Dünya


Aslı SÖZBİLİR

NETLİK AYARININ İLK KONUĞU

Gazeteci Aslı Sözbilir, “Netlik Ayarı” adını verdiği röportaj serisinde dünya ekonomisinin yönünü belirleyen isimlerle konuşacak. Serinin ilk konuğu ise küresel ekonomi terminolojisine damga vuran bir isim: Jim O’Neill.

2001 yılında Goldman Sachs’ta baş ekonomist olarak çalışırken Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’i tanımlamak için BRIC kavramını ortaya atan O’Neill, gelişmekte olan ekonomilerin küresel güç dengelerini değiştireceğini öngören ilk isimlerden biri olmuştu. Bugün BRICS adıyla bilinen yapı artık sadece bir ekonomik kavram değil, Batı merkezli düzene alternatif arayan ülkelerin oluşturduğu geniş bir blok.

İngiltere’de bir dönem Hazine Bakanlığı görevini de üstlenen ve bugün Lordlar Kamarası üyesi olan O’Neill, küresel ekonominin tam da yeni bir döneme girdiğini söylüyor.

Şubat ayının sonuna yaklaşılırken finansal piyasalar şaşırtıcı derecede iyimser. Yatırım bankaları ABD, Çin ve İngiltere için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ediyor. Oysa aynı anda tarifeler, Orta Doğu’daki belirsizlik ve Washington’daki sert politika değişimleri gündemde.

Peki bu tablo gerçek bir güçlenmeye mi işaret ediyor, yoksa piyasalar bir kez daha riskleri hafife mi alıyor?

Lord Jim O’Neill ile küresel ekonominin gidişatını, piyasalardaki iyimserliğin ne kadar gerçekçi olduğunu ve Washington’daki politika değişimlerinin dünyayı nasıl etkilediğini konuştuk.

– Tarife gerilimlerine rağmen küresel ekonomi 2025’te korkulandan daha dirençli çıktı. Bu dayanıklılığın devam edeceğini düşünüyor musunuz?

“İlginç bir durumla karşı karşıyayız. Birçok yatırım bankası ABD, Birleşik Krallık ve Çin için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Bunlar dünyanın en büyük ekonomileri. Eğer bu tahminler doğruysa, tüm zorluklara rağmen küresel ekonomi için oldukça olumlu bir tablo ortaya çıkabilir”

EN BÜYÜK RİSK ENFLASYON

Peki 2026 ve sonrası için en büyük riskler neler?

En önemli risk enflasyonun gerçek yönünün hâlâ net olmaması. Manşet ve çekirdek enflasyon düşüyor gibi görünse de ABD’de mali genişleme çok büyük. Ayrıca tarifelerin kalıcı etkileri de var. Bu nedenle enflasyonun gerçekten hedef seviyelere geri dönüp dönmeyeceği henüz kesin değil.

Bunun yanında jeopolitik riskler de ciddi. Özellikle Orta Doğu’da Türkiye’nin komşu coğrafyasında çok büyük bir belirsizlik var. Eğer bu gerilimler tırmanırsa piyasalar hızlı şekilde reaksiyon gösterebilir.

TRUMP’IN TARİFE POLİTİKALARI

– ABD’de tarifeler konusunda tansiyon düşer mi?

Bunu kesin olarak söylemek zor çünkü Donald Trump’ın ne yapacağını tahmin etmek kolay değil. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarifelerle ilgili kararı önemliydi. Bu karar Trump’ın anayasal sınırları tamamen göz ardı edemeyeceğini gösterdi.

Eğer bu sınırları zorlamaya devam ederse Cumhuriyetçi Parti ara seçimlerde Kongre’yi kaybedebilir. Böyle bir durumda Trump’ın başkanlığının son iki yılı “topal ördek” dönemine dönüşebilir.

Bu yüzden tarifeler konusunda gördüğümüz bu aşırı agresif eğilimin zirvesine ulaşmış olabileceğimizi düşünüyorum.

TRUMP’IN GÜVENİLİR ORTAK OLMADIĞI ALGISI GÜÇLENDİ

– Trump’ın agresif dış politikası küresel dengeleri nasıl etkiliyor?

Trump istemeden de olsa ABD’nin müttefikleri için güvenilir bir ortak olmadığı algısını güçlendirdi. Kanada’nın Çin ile yakınlaşması, Avrupa Birliği’nin Mercosur ile ticaret anlaşması yapması veya Avrupa’nın Hindistan ile yeni ticaret anlaşmaları araması bunun göstergesi.

Dünyanın geri kalanı şu mesajı veriyor:“Eğer siz bu kadar öngörülemez davranacaksanız, biz de size daha az bağımlı oluruz.”

Bu durum uzun vadede Amerika’nın stratejik gücünü zayıflatabilir.

YARIN: BRICS ve küresel güç dengesi

patronlardunyasi.com