Borsa DEDEKTİFİ
Borsa ‘normal şartlar altında’ ekonominin, işlem gören şirketlerin durumunu gösteren en güzel göstergelerinden biridir.
Birileri alır, birileri satar!
Alanlar ileriye dönük olumlu beklentileri bugünden almak ister, satanlar ise geleceğe yönelik ‘olumsuz’ beklentilerini düşünerek ‘bu hisse yükselmez ya da beklendiği gibi yükselmez’ diyebilir.
İşte borsanın aslında temel bakışı budur.
Olumlu beklenti varsa hisse yükselir, olumsuz beklenti varsa hisse düşer.
Borsa aslında yukarıda bahsettiğim cümle kadar basit!
Bu bakış açısı sadece bizim borsa için değil, dünyanın neresine giderseniz gidin aynıdır: 'Olumlu beklentide al, olumsuz beklentide sat!'
Ama maalesef bizim borsamızda bu kural son zamanlarda işlemez hale geldi.
“Bu da nereden çıktı?” demeyin hemen!
Bakın son Halkbank ile ilgili gelişmelere…
Ne oldu?
Yıllardır süren; sadece banka için değil, ülke için ‘Demoklesin Kılıcı’ gibi hiç gündemden düşmeyen bir dava.
Davanın haklılık ya da haksızlık konusuna girmek istemiyorum ama kısaca fikrimi söylemeden de geçemem.
Zamanında ABD, İran’a yönelik yaptırım uyguluyor. Diyor ki, “İran ile iş yapmayın, yapan olursa yakarım!”
Şimdi şunu düşünün: Türkiye, kocaman bir ekonomi. Enerji ihtiyacı var. Yıllardır İran’dan petrol/doğalgaz alarak ihtiyacını karşılıyor. Sonra ABD çıkıyor ve diyor ki, “Hayır, yapamazsın!”
“Ee! Ne yapalım, taş mı yiyelim?” cümlesi bu sorunun aslında tam cevabı.
“Tamam, almayalım ya sonra?” Almadın, enerji ithalat etmiyorsun; "vatandaş elektriksiz, sanayici üretecek enerji yok!” Bu olabilir mi?
Olmadı zaten. Olay da burada başladı zaten. Türkiye dedi ki, “Ben Birleşmiş Milletler (BM) üyesiyim, BM ne karar alırsa ona uyarım…”
Türkiye, o zamanlar BM kararlarına uydu ve aksi hiç bir şey yapmadı.
Aslında Halkbank davasının da savunma kısmının temelinde belki de bu var.
Size şöyle söyleyeyim, İran’a yaptırım konusunda dünyanın en büüyk bankaları farklı farklı dönemlerde ABD cezasıyla karşılaştı. Onlar öyle böyle değil, doğrudan ‘ambargoyu’ deldiler. Ülke menfaati falan hak getire. Direkt müşteri işlemleri…
Hangi bankalar mı? Credit Suisse, HSBC, BNP Paribas, Standard Chartered, Societe Genarale, Royal Bank of Scotland…
ABD, İran’a yaptırımlar gereği bu bankaların herhangi bir yöneticisine ceza kesti mi? Hayır!
Tek ceza alan maalesef dönemin Halkbank yöneticisi Hakan Atilla. ABD’de 22 ay hapis yatan Hakan Atilla da zaten anlam veremedi bu duruma.
Hakan Atilla’nın PD’ye özel verdiği röportajda zaten yaşadıklarını o kadar güzel anlatmış ki, okumak isteyenler için link bırakıyorum…
Üzerinden tam 9 yıl geçti bu davanın. Hakan Atilla’nın dediği gibi ben de bu davanın ‘siyasi’ olduğundan gram şüphe duymadım.
Neyse gelelim son gelişmelere…
Bankanın ve ülkenin üzerinde 9 yıldır kalkamayan ‘baskı’ nihayet sona eriyor. Anlamayanlar için tekrar yazayım: "HALKBANK’IN 9 YILDIR ULUSLARARASI BANKACILIK SİSTEMİNDE İŞLEM YAPAMAMASINA NEDEN OLAN GEREKÇE ORTADAN KALKTI!”
Yazının girişine dönersek, işte bu durumu borsa bir türlü anlamadı ya da anlamak istemedi. Bir banka için yıllardır ayağına pranga olan bir konu ortadan kalkıyor ve özgür oluyor! Bu banka hisselerine yansımaz mı? Bizim borsamızda maalesef yansımıyor. Çünkü bizim borsada bazı tahtalar kurtlar sofrasına dönmüş. Kim kimden üç kuruş tırtıklamanın derdine düşmüş. Yazık!
Bugün Halkbank davası ile ilgili gelişmelere bakalım…
Herkes bugün görülecek davadan çıkacak sonuca bekliyordu. Dava saat 17.00’da görülecekti.
Ne mi oldu?
Dava saatinde flaş haber olarak şu açıklama geçti: “ABD’li yargıç savcıların Halkbank’a karşı yürütülen cezai davanın 90 gün süreyle durdurulması talebini kabul etti.”
Şimdi bunu okuyan ne düşünür ilk aşamada?
“Aaa! Dava netleşmedi, 3 ay daha belirsizlik sürer…”
Peki durum öyle mi? Hayır!
Bu açıklama tamamen ABD yargısıyla ilgili ‘doğal’ bir açıklamanın sadece ‘bir parçası’.
Halkbank daha sonra KAP’a açıklama yaptı ve dedi ki: “ABD'de Bankamıza karşı açılan ceza davasının uzlaşma yoluyla sonlandırılması için ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile Bankamız arasında imzalanan Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması, ABD Güney New York Bölge Mahkemesinde bugün görüşülmüş ve yürürlüğe girmiştir. Bahse konu anlaşma hem ABD Adalet Bakanlığı hem de Banka üzerinde bağlayıcıdır. Kamuoyunun ve yatırımcıların bilgisine sunarız.”
Açıklamanın MEALİNİ tekrar edeyim: Konu kapanmıştır!
Yani bu kadar net, 9 yıldır süren prangadan kurtulan bir banka!
Ama borsaya bak, sanki bambaşka bir algılama!
Bu noktada aklıma şu anı geldi: Fenerbahçe Marina ihalesi yapılıyor. Koç Grubu şirketlerinden Tekart ihaleyi kazanıyor. Aynı isimle borsada işlem gören rahmetli Mehmet Yılmaz’ın sahibi olduğu Tek-Art Turizm var. İhale sonucu haberi sonrası Tek-Turizm hisseleri tavan oldu. İnsanlar anlatıyor, “Ya kardeşim ihaleyi alan şirketle bu şirket farklı.” Kimse dinlemedi. Tek-Art Turizm hisseleri birkaç tavan yaptı haberden sonra.
Sonra mı?
Jeton düşünce, “vay efendim şu kadar zarar ettik, bu kadar kaybımız var, devlet nerede…”
O zaman da şimdi de aynı düşüncedeyim.
Geçmiş olsun…
patronlardunyasi.com