Uzmanlara göre yaşanan değişim sadece rakamsal bir sıralama değişikliği değil, aynı zamanda stratejik bir dönüşüm anlamı taşıyor. Altının herhangi bir hükümete bağlı olmaması, onu siyasi ve ekonomik gerilimlerin arttığı dönemlerde güvenilir bir korunma aracı haline getiriyor.
Bu özellik, özellikle jeopolitik risklerin yükseldiği son yıllarda altını merkez bankalarının portföylerinde daha merkezi bir konuma taşıdı.
MERKEZ BANKALARI ALTIN REZERVLERİNİ ARTIRIYOR
Discovery Alert verilerine göre 2025 ve 2026 yıllarında da merkez bankalarının altın alımları hız kesmedi. Yılın ilk üç çeyreğinde küresel merkez bankası altın rezervleri, 2024’e kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı.
Başlıca alıcılar arasında Çin, Hindistan, Türkiye ve birçok Orta Doğu ülkesi yer aldı.
DOLARIN ETKİSİ AZALIYOR, ALTINA TALEP ARTIYOR
Gelişmekte olan ekonomiler, doların küresel etkisindeki görece zayıflama eğilimi nedeniyle rezerv çeşitlendirmesine yöneliyor. ABD doları rezervlerine bağımlılığı azaltmak isteyen ülkeler, siyasi açıdan tarafsız bir değer saklama aracı olarak altını tercih ediyor.
Bu eğilim, küresel rezerv kompozisyonunda yapısal bir değişimin işareti olarak değerlendiriliyor.
BRICS TARTIŞMALARI ALTININ ROLÜNÜ GÜÇLENDİRİYOR
BRICS ülkeleri arasında alternatif para sistemi oluşturulmasına yönelik tartışmalar da altının küresel finans sistemindeki potansiyel rolünü yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, olası yeni para düzenlemelerinde altının referans varlık olarak öne çıkabileceğine dikkat çekiyor.
“MERKEZ BANKALARI 15 YILDIR NET ALTIN ALICISI”
Dünya Altın Konseyi Asya-Pasifik ve Merkez Bankaları Başkanı Shaokai Fan, Chosun Daily gazetesine yaptığı açıklamada, merkez bankalarının yaklaşık 15 yıldır net altın alıcısı olduğunu belirtti.
Fan, 2022’den bu yana yıllık 1.000 tonun üzerinde altın satın alındığını, geçen yıl ise bu rakamın ilk kez 1.000 tonun biraz altına gerilediğini ifade etti.
JEOPOLİTİK RİSKLER VE YAPTIRIMLAR ETKİLİ OLDU
Fan’a göre altın alımlarındaki artışın arkasında birden fazla neden bulunuyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Rusya Merkez Bankası’na uygulanan yaptırımlar, birçok ülkenin döviz rezervlerinin siyasi risklere açık olduğu endişesini artırdı.
Rezervlerinin yaptırımlarla etkisiz hale getirilebileceğinden kaygı duyan merkez bankaları, herhangi bir ülke tarafından ihraç edilmeyen ve fiziksel olarak taşınabilen altına yöneldi.
YURT İÇİ ALTIN ALIMIYLA KAÇAK KANALLARA SET
Haberde dikkat çekilen bir diğer eğilim ise bazı merkez bankalarının küçük ölçekli madencilikten elde edilen altını doğrudan yurt içinde satın alması. Bu uygulamanın, altının suç örgütleri veya yasa dışı yapılara yönelmesini engellemeyi amaçladığı belirtiliyor.
Öte yandan, merkez bankaları arasında en büyük altın alıcılarından biri olarak Polonya Merkez Bankası’nın da bölgesel jeopolitik riskler nedeniyle rezervlerini artırdığı ifade ediliyor.
KÜRESEL FİNANSAL STRATEJİDE YENİ DÖNEM
Uzmanlara göre altının yükselişi, dünya genelinde servet yönetimi anlayışında belirgin bir değişime işaret ediyor. Altın artık yalnızca kriz dönemlerinde başvurulan bir korunma aracı değil; belirsizlik ortamında istikrar sağlayan stratejik bir küresel finansal varlık olarak konumlanıyor.
Başlıca alıcı ülkeler arasında Çin, Hindistan, Türkiye ve bazı Orta Doğu ülkeleri öne çıkıyor.
Altının herhangi bir hükümete bağlı olmaması ve uzun vadeli değer saklama özelliği, onu merkez bankaları için giderek daha vazgeçilmez bir rezerv aracı haline getiriyor.
patronlardunyasi.com