Deniz DALLI
Bu bir tesadüf müydü?
Biliyoruz ki, altın, döviz ve teşvik hattı; devletin en hassas izleme alanlarından biridir.
Bu hatta bir şeyler ters gittiğinde, siren sesi uzaktan değil, doğrudan merkezden gelir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında, organizasyon kurarak yurt dışından gelen dövizlerin kaynağının belirsiz olduğu, hayali ihracat ve ithalat faturalarıyla sistemin istismar edildiği tespiti yer aldı.
Bu kapsamda 9 şirkete ait çok sayıda taşınmaz ve araca el konuldu.
İsimler açıklandı.
Sektör belli.
Hattın nereden geçtiği de…
Bu şirketlerden biri: Altun Gold Kıymetli Madenler
Buraya kadar tablo net.
Resmî açıklamalarda Ahmet Ahlatcı’nın adı geçmiyor.
Ancak bu operasyondan sadece 24 saat önce Ahmet Ahlatcı’ya yurt dışına çıkış yasağı getirildiği haberi basına yansımıştı.
Parçaları birleştirdiğimizde ilginç bir tablo ile karşılaştık.
Altun Gold’un kendi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, şirketin ATOM projesi Ahlatcı Metal Rafineri altyapısı ile geliştiriliyor.
Bu bir ortaklık ilanı değil.
Ancak altın sektöründe “altyapı” kelimesi hafife alınacak bir kelime de değil.
Altın rafinerisi, döviz dönüşüm mekanizması, ihracat teşvikleri…
Hepsi aynı hassas sistemin parçaları.
Ahmet Ahlatcı’ya getirilen yurt dışına çıkış yasağı, hayali ihracat–ithalat ve döviz dosyasının uzantısı mı?
Yoksa bu, henüz kamuoyuna açıklanmamış başka bir soruşturmanın tedbiri mi?
Bugün itibarıyla bu sorunun resmî cevabı yok. Ahlatçı cephesi iddiaları reddediyor.
Holding tarafından yapılan açıklamalarda, kara para ya da kaçakçılık suçlamalarının asılsız olduğu savunuluyor. Bu da masumiyet karinesinin doğal bir gereği.
Ancak,
Altın ve döviz merkezli büyük bir operasyon var
Aynı dönemde sektörün en güçlü isimlerinden birine yurt dışı yasağı getiriliyor
Dosyada geçen şirketlerle altyapı düzeyinde kesişen ilişkiler bulunuyor
Bu tablo bize şunu söylüyor, Altın hattında devletin radarları açık. Bu radar, küçük oyuncularla yetinmeyecek kadar hassas ayarlanmış durumda.
patronlardunyasi.com