Çalışanların çok çeşitli problemleri var. İş kazaları, ağır çalışma şartları, yasal haklardan mahrumiyet ve daha pek çok sorun.
Çalışmayanların ise sorunu tek: İşsizlik. İşsizlik oranı yükseldikçe, çalışanların da şartları ağırlaşıyor, çünkü emek piyasasında arz fazla olunca istismar da o ölçüde fazlalaşıyor.
Dün ocak ayına ilişkin istihdam ve işsizlik verileri açıklandı. TÜİK'in verilerine göre, işsizlik oranı, geçen yılın aynı ayı ile kıyaslandığında daha düşük, bir önceki ayla kıyaslandığında ise yüksek. Ve 2011 yılı Temmuz ayından bu yana ilk kez çift hanede: Yüzde 10,2 oldu. Bu kadar yüksek oranı en son mayıs ve haziran aylarında görmüştük.
İşsiz sayısı da, geçen yıla göre daha az, bir önceki aya nazaran daha fazla. Toplam 2 milyon 664 bin kişi. Geçen yılın ocak ayında sayı 3 milyon 44 bin, işsizlik oranı 11,9 idi. Aralıkta ise sayı 2 milyon 576 bin, oran yüzde 9,8'di.
Geçen yıla göre hem sayı hem de oran gerilemiş durumda. Fakat aralık ayı ve öncesine bakınca yükseliş olduğu görülüyor.
Bu verilere bakarak, ekonomide ekim ayından bu yana görülmeye başlayan yavaşlamanın işsizliğe de yansıdığını söyleyebiliriz. Ayrıca ocak ayında yaşanan ağır kış şartlarından özellikle tarım ve inşaat sektörünün etkilendiği anlaşılıyor.
Peki, işsizlik hangi sektörlerde yoğunlaşmış ve eğilim ne yönde?
Bakalım. Fakat ondan önce istihdamın sektörlere göre dağılımını görmekte fayda var. Ocak itibarıyla çalışanların yüzde 23,1'i tarımda, yüzde 20,0'ı sanayide, yüzde 6,1'i inşaatta ve yüzde 50,9'u da hizmetler sektöründe istihdam ediliyor.
2011 yılı Ocak ayında, işsizlerin yüzde 19,1'inin daha önce çalıştığı sektör sanayi iken bu oran 2012'de yüzde 17,6'ya gerilemiş. Sayı da 582 binden 470 bine inmiş. Yani, sanayi sektöründen işsizler ordusuna yapılan katkı azalmış. Geçen yıla göre tarımın katkısı da düşmüş. Bunun yanında hizmet sektörünün ve inşaatınki artmış.
Bir ay öncesi, yani 2011 Aralık ayıyla kıyaslandığında da sanayideki frenin etkileri hissediliyor. Ocak ayında işsizler arasına sanayi sektöründen katılmış kişilerin sayısı 470 bin fakat aralıktaki rakam 463 bin idi. Yani 7 binlik artış söz konusu. Nispi olarak baktığımızda sanayinin işsizler arasındaki payı daha düşük. Aralıkta yüzde 18,0 iken ocakta yüzde 17,6 olmuş. Bunun da sebebi, işsiz sayısının ocak ayında sanayide daha düşük oranda artarken diğer sektörlerde daha fazla artması.
TÜİK'in açıkladığı bir de mevsim etkilerinden arındırılmış veriler var. Bunlara göre manzara olumlu. İşsizlik sadece geçen yılın ocak ayına göre değil, bir önceki ay olan aralık ayına göre de gerileme kaydetmiş. 2011 Ocak ayında 10,6, Aralık ayında da yüzde 9,2 olan işsizlik, 2012 Ocak ayında yüzde 8,9'a gerilemiş. Konuya bu açıdan baktığımızda, istihdamda olumlu seyrin devam ettiği sonucu çıkıyor.
Yakın zamanda, Merkez Bankası'nın ekonomiye yaptırdığı frenden vazgeçmesi beklenmiyor. O yüzden tek umut ihracat. Eğer ihracattaki güçlü performans devam ederse işsizlik rakamları iki hanede fazla devam etmez.
Tahminim, şubat ve mart aylarında da çift haneli (mevsim etkilerinden arındırılmamış) bir işsizlik seviyesiyle karşılaşabiliriz ama nisan veya mayıs aylarında tekrar tek haneye dönülebilir. Çünkü sanayi üretim endeksindeki gelişmeler, şubatta yavaşlamanın durduğu yönünde işaretler veriyor.
Bu arada, Türkiye'deki işsizlik şu an AB üyesi pek çok ülkedekinden daha iyi bir seviyede olsa da istihdam oranının düşük olduğu unutulmamalı. Yani nüfusumuza oranla daha az kişiye iş imkânı sağlıyoruz.
O bakımdan, hazır teşvikler de devreye girmişken, bir yandan özel sektör yeni iş sahaları açarken devlet de, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi için personel açıklarını kapatması gerekiyor. Kamudaki personel yetersizliğini hayatın her alanında yıllardır hissediyor Türkiye. Eğitimden sağlığa, mali denetimlerden güvenliğe kadar.

Zaman