Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında “Davos’ta Avrupa ekonomilerinin iyiye mi kötüye mi gideceği değil, kötüye mi yoksa daha da kötüye mi gideceği tartışılmış” diyordu -ki aynen öyle.
Dün Financial Times gazetesinde koskoca bir karikatür vardı: Yunanlısı’ndan İspanyol’una Avrupalı liderler, yüzlerinde oksijen maskeleri ve kollarında serumlarla yoğun bakımda sıraya dizilmişler; başlarında da hemşire Angela Merkel, her birine verilecek serumun dozunu ayarlıyor!
Merkel: Şapkadan tavşan
Almanya Başbakanı Merkel, yıllardır hiç aksatmadan Davos’a gelir. İlk kez bu yıl onu çok sıkıntılı gördüm. Çoğunlukla renkli ceketler giyerdi, bu yıl Avrupa’nın kasvetine uygun olarak matemde gibi simsiyah giyinmiş. “50 yıl önce dünya nüfusu 2.5 milyarken Avrupa’nın nüfusu 500 milyondu; şimdi dünya nüfusu 7 milyarı geçti, ama Avrupa’nınki hâlâ 500 milyon. 50 yıl önce dünya nüfusunun % 20’siydik, şimdi % 7’siyiz. Bu oran giderek daha da düşecek; dolayısıyla dünyada eskisi gibi söz sahibi olamayacağımızı, o dönemin geride kaldığını akıldan çıkarmayalım.”
Gerek Avrupalı liderler, gerekse CEO’lar ve bankacılar, Merkel’in şapkadan tavşan çıkartmasını bekliyorlar; Merkel ise onları hayatın gerçekleriyle yüzleştirmeye çalışıyor. Almanya Başbakanı için 2012’nin tamamı, bu tür yoğun baskılar altında ve sıkıntılı geçeceğe benziyor. Allah kolaylık versin.
1.7 trilyon dolar nakit
Bu arada krize rağmen müthiş kârlar eden, 2007’den bu yana kârlarını % 50 artıran, kulaklarından paralar fışkıran şirketler de var. Ve Kara Afrika’dan Ortadoğu’ya, Güney Asya’dan Latin Amerika’ya bütün dünya, gözlerini bu paralara dikmiş durumda.
Şu anda sadece Amerikan şirketlerinin kasalarında 1.73 trilyon dolar nakit birikmiş.
Her an yatırıma dönüşebileceği halde bankalarda park etmiş bulunan bu paralar, Kanada’nın
1.76 trilyon dolarlık GSYH’sına eşdeğer. Örneğin sadece Apple’ın kasasındaki nakit, 97.6 milyar dolar. Anlayacağınız 2012 yılı kimileri için, Amerikan şirketlerinin kasalarındaki paraları ülkelerine çekebilme heyecanıyla geçecek.
Nükleer lobi arazi olmuş
Nükleer enerji lobisi, sanki yer yarılmış da içine girmiş. Bu yıl hiç ortada yoktular. Davos’taki enerji oturumlarında da geçen yılların aksine petrol, doğalgaz, kömür, rüzgâr ve güneş bol bol konuşulurken, nükleerden hiç söz edilmedi. Ne iyi, ne kötü. Sanki sansür konmuş gibi...
Şaka gibi gelecek, ama Japonya’da Fukushima nükleer santralindeki patlamaların ertesindeki gelişmeleri iyi yönetemediği için ağustosta istifa etmek zorunda kalan nükleer yanlısı Başbakan Naoto Kan Davos’taydı; ama aradan geçen 5 ay içinde ateşli bir anti-nükleer aktiviste dönüşmüş olarak... Avrupa’da nerede anti nükleer toplantı olsa, Kan oradaymış. Kendisi “Yaşadığımız felaketler beni dönüştürdü” dese de “Aksi halde harakiri yapması gerekirdi” diyenler çoğunlukta!
Putin: Türkler aceleci
Merkel, Fukushima felaketinin ardından Almanya’daki en eski 3 nükleer santrali derhal kapattı. Geri kalanlar da 2021 ve 2022’de faaliyetlerini tümüyle durduracaklar. Diğer bazı ülkeler de nükleere artık soğuk bakıyorlar. Örneğin Çin, 2010-2015 yılları arasındaki 5 yıllık plana koyduğu nükleer santral sayısını üçte bire indirirken Türkiye, bir heves ve son sürat nükleer santralleri bir an önce inşa etmekte ısrarlı.
Rusya Başbakanı Vladimir Putin’den Davos’a gelen ilginç bir mesaj vardı: “Türkler Mersin Akkuyu Santrali konusunda aceleci davranıyor. İnşaata bir an önce başlanmasını istiyorlar. Ancak bir yabancıya karşılık 5 Türk çalıştırma koşulu bizi zorluyor; çünkü Türklerin bu alanda yetişmiş elemanları yok.”
Milliyet