Önceki yazımızda, Türkiye'ye gelen yabancı turistlerin, yurtdışında ikamet edip Türkiye'ye ziyarette bulunan veya yurtdışına turist olarak giden vatandaşlardan daha az para harcadıklarından bahsetmiştik.
Hatırlatalım. TÜİK verilerine göre, 2011 yılının son çeyreğinde, Türkiye'ye gelen yabancı turistler kişi başına ortalama 592 dolar harcarken, yurtdışında ikamet edip ülkesine ziyarette bulunan Türk vatandaşları 1.389 dolar harcamış. Ve daha ilginç olanı Türkiye'den yurtdışına gidenlerin ortalama harcaması 1.097 dolar. Yani yabancı turistin Türkiye'de harcadığının iki katı neredeyse.
Turizm Bakanlığı'nın ve ilgili kuruluşların bunun sebeplerini derinlemesine araştırmasında fayda var. Belki araştırıyorlardır.
En başta gelen sebep, muhtemelen mal ve hizmetlerin ucuza pazarlanması. Ama buna başka sebepler de ilave edilebilir. Özellikle uzun zamandır şikâyet konusu olan "her şey dahil" politikasının yol açtığı sonuçlar ciddi şekilde masaya yatırılmalı.
Ayrıca son dönemde buna yeni bir halka eklendi. Yabancıya konut satışının turizm üzerindeki yansımaları. İsterseniz biz bu konuda bir şey demeyelim. İlk yazımızdan sonra gelen çok sayıda okuyucu mektubundan birisine, Fethiyeli bir okuyucumuza kulak verelim:
"31 Ocak tarihli yazınız çok güzel. Her zaman güzel şeyler yazıp bizi bilgilendiriyorsunuz. Elinize-kaleminize sağlık. Ben Fethiyeliyim. Turizmci değilim, sınıf öğretmeniyim. Gördüklerimi, duyduklarımı size aktarmak isterim. Aynı konuyu 2 sene önce Sayın Bakan'ımız Ertuğrul Günay'a da yazmıştım. İngilizler vs. ev alıyor. 15 gün kalıp gidiyor. Sonra evini kendi memleketinden birilerine kiralıyor. Gelenler biraz market alışverişi, biraz elektrik ve su parasıyla 14 gün bedava tatil yapıp gidiyor. Böylece İngiliz evini 11,5 ay kullandırıyor. Ayrıca yurtdışından 'her şey dahil' sisteminde gelen turistler var. Otelde 14 gün kalıp dışarı fazla çıkmadan tatilini yapıp gidiyor. Böyle olunca Fethiye'ye gelen turist ne para harcar ki? Zaten onlar da öğrenmiş. Hemen pazarlık yapmaya başlıyorlar. Gerçi bu konuda bizim esnafın elbette suçu var. Her şey dahil oteller turistlere çok ucuz. Ben de ailemle bir akşam yemeği yemek isterim ama otellere, tatil köylerine ancak uzaktan bakıyoruz. Turistlerin Fethiye'mizi, Türkiye'mizi bedava tatil yapılacak yer olarak görmeyecekleri günler inşallah yakındadır."
Maalesef durum böyle. Ve dahası, kanun TBMM'ye sunuldu, artık yabancıya konut satışında "mütekabiliyet" de kalkıyor. Bazı konut üreticileri, dört gözle bekliyor bu kanunu. Sanki esas gayeleri kâr etmek değil de, devletin açığını finanse etmekmiş gibi konuşuyor, "Cari açığı biz kapatacağız" diyorlar. Nasıl bir mantıksa. Bu arada, Ege ve Akdeniz'deki bazı emlakçıların en büyük umudu, bu kanunla önü açılacak olan Ruslarmış.
Bundan sonra Fethiyeli okuyucumuzun bahsettiği sıkıntıyı fazlasıyla hissedeceğimiz açık. Şimdiden söyleyelim. "Yap-sat"la iş bitmiyor, konunun diğer yönlerini de hesaba katmak lazım.
Türkiye'de çok para harcayan turistler de var elbet. İnsan sanıyor ki, en fazla parayı gelişmiş ülkelerden gelen turistler harcar. Hayır, hiç de öyle değil.
Bazı çevre ülkelerden gelip bavullarını tıka basa doldurup dönenler var. Bu, resmî verilerde, tahminlerde de kendini gösteriyor.
Elde edebildiğimiz son verilere göre, Türkiye'de kişi başına en fazla para harcayan turistler, Ortadoğu, Kuzey Afrika, ABD ve bazı Asya ülkelerinden gelenler. Avrupalı turist, daha ucuza tatil yapıp dönüyor. Ama özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan gelenler tatil yanında yüklü miktarda alışveriş yapıyor. Bunu İstanbul'da, İzmir'de, Antalya'da bizzat görmeniz mümkün. Belki şimdi azaldı ama Gaziantep'te ve Hatay'da da aynı durum söz konusu.
Türkiye, turizm potansiyelini en azından hak ettiği fiyata pazarlamalı, ucuz ülke konumundan çıkmalı.
Dünya turizm sıralamasında, Türkiye turist sayısında 7. ama elde ettiği gelirde 9. sırada. Yani daha çok turist çekmekle birlikte başkalarından daha az para kazanıyoruz. Görünen o ki, mütekabiliyetsiz "yap-sat" sayesinde bu eğilim daha da artacak.
Zaman