Vişne Madencilik soruşturmasında Gildencrest, Merrill Lynch ve Tera bağlantısı, yabancı hesapların arkasında kim var?
SPK’nın Vişne Madencilik incelemesinde yabancı hesaplar üzerinden yapılan işlemlerin arkasında Tera bağlantısı ortaya çıktı. Patronlar Dünyası’nın özel bilgilerine göre Gildencrest üzerinden, Merrill Lynch aracılığıyla gerçekleştirilen işlemleri Burak Akbulut yürüttü. Dosyada aynı ekonomik çevreye ait hesaplar arasında karşılıklı alım satım şüphesi öne çıkıyor.

Toygun ATİLLA
Borsa İstanbul'da bir hissenin alıcısı yabancı bir kurum olarak görünebilir.
Satıcısı da yabancı olabilir.
Ancak bu iki işlemin arkasında aynı ekonomik çıkar çevresi bulunuyorsa, ekranda görünen yabancı yatırımcı kimliği tek başına gerçeği anlatmaya yetmez.
Sermaye piyasalarında asıl belirleyici olan, işlemin hangi ülkedeki kurum üzerinden yapıldığından çok, hesabın arkasındaki gerçek faydalanıcının kim olduğu ve alım satım kararlarının nasıl verildiğidir.
Vişne Madencilik soruşturmasına ilişkin ulaştığım özel bilgiler, tam da bu noktada yeni bir tartışmanın kapısını açıyor.
SPK RAPORUNDA YABANCI HESAPLAR
Sermaye Piyasası Kurulu'nun Vişne Madencilik işlemlerine ilişkin incelemesinde, yüksek işlem hacmine ve kendinden kendine işlem niteliği taşıdığı belirtilen alım satımlara ilişkin yabancı kurum hesapları dikkat çekiyor.
Bu işlemlerin bir bölümünde Gildencrest Capital bağlantısı, Merrill Lynch aracılığı ve yurt dışında yaşayan Burak Akbulut'un rolü öne çıkıyor.
Akbulut, söz konusu işlem trafiğinin yürütülmesinde görev alan isimlerden biri.
Akbulut'un adı, Londra merkezli Gildencrest'in yönetim ve kontrol yapısına ilişkin İngiltere şirket kayıtlarında da yer alıyor.
Böylece araştırmanın odağı, yabancı bir kurumun Türkiye'de hisse alıp satmasının ötesine geçiyor.
LONDRA'DAKİ ŞİRKETİN ESKİ ADI TERA EUROPE
Bu sorunun yanıtını ararken Gildencrest'in geçmişi dikkat çekici bir bağlantıyı ortaya koyuyor.
İngiltere şirket kayıtlarına göre Gildencrest Capital Limited, 14 Nisan 2011'de Tera Europe Limited adıyla kuruldu. Şirket, 31 Ocak 2024'te bugünkü adını aldı.
Bloomberg'in İngiltere şirket kayıtlarına dayandırdığı araştırmasına göre Gildencrest'in ortakları arasında Tera'nın kurucusu Emre Tezmen ile babası Oğuz Tezmen bulunuyor.
Şirketin CEO'su David Anthony George ve Burak Akbulut da önemli kontrol sahibi kişiler arasında gösteriliyor.
Akbulut'un geçmişte Tera bünyesindeki şirketlerde üst düzey görevlerde bulunmuş olması, Londra ile İstanbul arasındaki yönetim bağlantısını daha da önemli hale getiriyor.
Gildencrest yalnızca Türkiye'de işlem yapan herhangi bir yabancı finans kuruluşu değil. Geçmişinde Tera adını taşıyan, ortaklık ve yönetim yapısında Tera çevresiyle bağlantıları bulunan bir şirket.
Bu ilişki tek başına hukuka aykırılık göstermiyor. Ancak Vişne Madencilik işlemlerinde Gildencrest bağlantılı hesapların rolü, bu geçmiş nedeniyle daha ayrıntılı incelenmeyi gerektiriyor.
GILDENCREST'İN HİSSE İŞLEMLERİ BİR YILDA YÜZDE 283 ARTTI
Londra bağlantısında dikkat çeken bir başka gelişme ise şirketin finansal büyüklüğü.
Bloomberg'in İngiltere şirket kayıtlarından aktardığı 2025 yılı verilerine göre Gildencrest'in gelirleri 12,5 milyon sterline, kârı ise 2,8 milyon sterline ulaştı.
Şirketin hisse senedi işlemlerinden elde ettiği gelir bir yılda yüzde 283 arttı.
Sermaye piyasaları biriminin işlem hacmi de yüzde 500'ün üzerinde büyüyerek 4,8 milyar sterline çıktı.
Bu rakamlar, Gildencrest'in faaliyetlerinde hisse senedi işlemlerinin ağırlığının belirgin biçimde arttığını gösteriyor.
Ancak bu büyümenin ne kadarının Türkiye piyasalarından kaynaklandığı, Vişne Madencilik işlemlerinin bu toplam içerisindeki payı ve işlemlerin hangi müşteriler adına gerçekleştirildiği kamuya açık verilerden belirlenemiyor.
MERRILL LYNCH ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİLEN İŞLEMLER
Dosyayı araştırırken ulaştığım öne çıkan ikinci önemli halka ise Merrill Lynch bağlantısı…
Vişne Madencilik hisselerindeki bazı işlemlerin Gildencrest bağlantısıyla Merrill Lynch aracılığı üzerinden gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Burada teknik açıdan kritik bir ayrım bulunuyor.
Bir işlemin uluslararası bir aracı kurum üzerinden yapılması, söz konusu aracı kurumun işlemin ekonomik sahibi olduğunu göstermiyor.
Aracı kurum, müşterisi adına emir ileten veya işlemi gerçekleştiren kuruluş olabilir.
Dolayısıyla Merrill Lynch üzerinden gerçekleştiği belirtilen işlemlerde, hesapların hangi müşterilere ait olduğu, emirleri kimin verdiği ve alım satımların gerçek ekonomik faydalanıcısının kim olduğu belirlenmeli.
Özellikle aynı hissede birbirine yakın zamanlarda gerçekleşen karşılıklı işlemlerin aynı kontrol çevresine bağlı hesaplardan gelip gelmediği, incelemenin en önemli sorularından biri.
ALICI DA SATICI DA AYNI EKONOMİK ÇEVRE Mİ?
SPK incelemesine ilişkin özel bilgilerin en dikkat çekici bölümü, kendinden kendine işlem olarak nitelendirilen alım satımlar.
Finans piyasalarında wash trading olarak bilinen yöntem, aynı kişi veya ekonomik çıkar çevresinin kontrol ettiği hesaplar arasında, gerçek bir ekonomik sahiplik değişimi yaratmadan gerçekleştirilen işlemleri ifade ediyor.
Bu işlemler, koşullarına göre piyasada gerçekte bulunmayan bir talep, işlem hacmi veya likidite görünümü yaratabiliyor.
Örneğin bir yatırımcı, kontrol ettiği farklı hesaplardan aynı hisse için alım ve satım emirleri verebilir. İşlemler dışarıdan bakıldığında bağımsız yatırımcılar arasında gerçekleşmiş gibi görünebilir.
Ancak işlemlerin gerçek niteliğini belirlemek için hesapların nihai sahipliği, emirlerin zamanlaması, fiyatları ve işlem sonrasında ekonomik riskin kimde kaldığı incelenmeli.
TERA'NIN YURT DIŞI İŞLEMLERİNDE İKİ İSİM DAHA
Tera'nın yurt dışı işlemlerinin operasyonel boyutuna ilişkin iki ismi daha gündeme getiriyor.
Bunlar Funda Afacan ve Gülhan Ovalıoğlu.
Her iki isim de Tera bünyesinde yurt dışı işlemlerle ilgileniyor.
MSCI'IN TÜRKİYE UYARISIYLA ÖRTÜŞEN SORULAR
Vişne dosyasının önemi, Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası değerlendirmelerinde de karşılık bulan bir soruna işaret etmesinden kaynaklanıyor.
Dünyanın önde gelen endeks sağlayıcılarından MSCI, 15 Ekim 2026'da Türkiye endekslerindeki belirli değişiklikleri dondurdu.
MSCI'ın açıklamasında üç konu özellikle öne çıktı:
Birbiriyle bağlantılı yatırımcılar ve fonlar arasında olası koordineli işlemler.
Hisselerin gerçek faydalanıcılarının yeterince şeffaf biçimde açıklanmaması.
Fiilî dolaşımdaki pay miktarının güvenilir biçimde hesaplanamaması.
MSCI, Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye'nin Gelişen Piyasa sınıflandırmasının değiştirilmesine yönelik bir danışma sürecini değerlendirebileceğini de açıkladı.
Ancak gündeme getirilen sorular aynı yapısal sorunda kesişiyor:
Borsada işlem yapan hesapların görünen kimliği ile gerçek ekonomik sahipliği birbirinden farklıysa, piyasadaki yatırımcı çeşitliliği, işlem hacmi ve fiilî dolaşım verileri ne ölçüde güvenilir?
Bu soru, Vişne Madencilik dosyasını tek bir hisseye ilişkin incelemenin ötesine taşıyor.
YABANCI HESAPLARIN ARKASINDA KİM VAR?
Vişne Madencilik dosyasında şimdi yanıt bekleyen sorular bulunuyor.
Gildencrest bağlantılı hesapların Vişne işlemlerindeki toplam hacmi ne kadar?
Merrill Lynch aracılığıyla gerçekleştirilen işlemlerde hesapların gerçek faydalanıcıları kimler?
Burak Akbulut'un söz konusu işlemlerdeki yetki ve sorumluluk alanı neydi?
Tera'nın yurt dışı operasyonlarını yürüten çalışanlarla Gildencrest arasında Vişne işlemlerine ilişkin bir emir veya bilgi akışı bulunuyor muydu?
Yabancı yatırımcı görünümü altında birbirinden bağımsız hesaplar mı işlem yaptı, yoksa aynı ekonomik çıkar çevresinin kontrolündeki hesaplar arasında karşılıklı alım satımlar mı gerçekleştirildi?
Bu soruların yanıtı yalnızca Vişne Madencilik'teki işlemlerin niteliğini değil, yabancı hesaplar üzerinden gerçekleştirilen borsa işlemlerinde gerçek sahipliğin ne ölçüde izlenebildiğini de ortaya koyacak.
patronlardunyasi.com















