UNDP Stratejik Plan Uygulama Direktörü Şebnem Şener, iklimin artık doğrudan kalkınma ve rekabetçilik meselesi olduğunu söyledi
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörü Şebnem Şener, günümüzde iklimin artık çevre başlığı değil doğrudan kalkınma ve rekabetçilik meselesi olduğunu belirterek, "Ülkeler sadece emisyon azaltımına değil, uyum, kayıp, zarar ve toplumların dayanıklılığına daha fazla odaklanıyor" dedi.

Necla DALAN
170 ülkede ofisi bulunan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) heyeti, COP31 hazırlık görüşmeleri için Türkiye’ye geldi. Heyetle birlikte Türkiye'ye gelen UNDP Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörü Şebnem Şener, Türkiye’nin iklim dönüşümü yol haritasıyla ilgili bilgi verdi.
'İKLİM ARTIK KALKINMA VE REKABETÇİLİK MESELESİ'
UNDP’nin öncelikli amacının finansman ve yatırımın uzun vadede sürdürülebilir olmasını sağlayan ekosistemler inşa etmek olduğunu söyleyen Şebnem Şener, bugün iklim politikalarının merkezinde sözden aksiyona geçişin olduğunu belirterek “İklim artık çevre başlığı değil, doğrudan kalkınma ve rekabetçilik meselesi. Ülkeler sadece emisyon azaltımına değil uyum, kayıp ve zarar ve toplumların dayanıklılığına daha fazla odaklanıyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Paris Antlaşması’nı 2021 yılında onayladığını hatırlatan Şener, Türkiye’nin ortaya koyduğu ulusal katkı beyanının da aslında bir nevi ‘iklim dönüşüm yol haritası’ olduğunu kaydetti. Şener, sözlerini şöyle sürdürdü:
'COP31, TÜRKİYE İÇİN GÜÇLÜ ETKİ YARATABİLİR'
“Türkiye’nin ulusal katkı beyanı aslında bir çevre politikası olmanın ötesinde bir ekonomik dönüşüm stratejisi. Yani Türkiye; bir yandan ekonomisini büyütmeye devam ederken, bir yandan da emisyon artışını sınırlamayı, enerji sistemini dönüştürmeyi ve iklim risklerine daha dayanıklı hale gelmeyi hedefliyor. Bunu çok kıymetli görüyorum. Çünkü artık içinden geçtiğimiz dönem, ‘hedef koyma’ değil, ‘yatırımları hızlandırma’ dönemi. Biz de UNDP olarak, Türkiye’nin bu yolculuğuna her türlü desteğimizi vermeye hazırız. Amacımız, Türkiye’nin bu dönüşümünü hızlandıracak ortaklıkları, finansmanı ve yatırımları desteklemek. Diğer yandan, Türkiye açısından bakıldığında önümüzde çok önemli bir fırsat var. Yaklaşan COP31 Konferansı, Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandırması, uluslararası finansman ve yatırım çekmesi, bölgesel bir iklim çözüm merkezi olarak konumlanması için güçlü bir etki yaratabilir.”
İLGİLİ HABER
patronlardunyasi.com
















