TMSF'nin satışa çıkardığı Louversey'den İstanbul Büyükşehir soruşturmasına uzanan yol
"TMSF safkan İngiliz atı ve tayını satışa çıkardı" başlıklı küçük bir haberin peşine düştüm. Kısa bir ihale ilanıydı. İzi sürdükçe, kendimi "At izi ile para izinin" birbirine karıştığı tanıdık bir öykünün içinde buldum.

Toygun ATİLLA
LOUVERSEY TMSF'DEN SATILIK
İki gün önceydi, gazetelerde küçücük bir haber yer aldı. Habere göre, Tekirdağ Çorlu'da bir çiftlikte bulunan 2014 doğumlu safkan İngiliz kısrak "Louversey" ile kısraktan geçen yıl doğan dişi tay, TMSF tarafından açık artırma ile satışa çıkarılmıştı.
At, İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında kayyum atanan Karpuz Danışmanlık Şirketi'ne aitti. Bu şirketin izi ise halen firari olan, soruşturmanın kilit ismi Emrah Bağdatlı'ya çıkıyordu.
İRLANDA ASILLI FRANSIZ
Önce Louversey'in hikayesi ile başlayalım öykümüze...
Louversey'in hikayesi 2014'te Fransa'da başlıyor. Babası Arcona ile annesi Albisola İrlanda menşeili güçlü kan hattına sahip iki attı. Soylarında Grup yarışları kazanmışlıkları vardı.
Louversey ise üst düzey klasik yarışlarda öne çıkmış bir at olamadı. Yarış hayatını sürdürdüğü Fransa'da birinciliklere uzandıysa da hiçbir zaman üstün başarıları ile kendinden söz ettiremedi.
TÜRKİYE MACERASI
Louversey'in Türkiye macerası ise 2024'te başladı. Damızlık olarak satışa çıkarıldığında 15 bin euro bedelle satıldı.
Louversey, Karpuz Danışmanlık Şirketi'nin envanterine girmişti. Yavrularını Türkiye'de doğuracak, Çorlu'da bir çiftlikte hayatını geçirecekti. Gerçekten 2025''te de bir yavrusu dünyaya geldi.
İBB SORUŞTURMASI HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Louversey için her şey İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturma sonrası ters-düz oldu.
İBB soruşturması iddianamesine göre, Karpuz Danışmanlık şirketinin sahibi Emrah Bağdatlı'ydı. Firariydi, yurt dışına kaçmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianameye göre, İBB'ye bağlı kurum ve iştiraklerden aldığı ihaleler karşılığında çeşitli sosyal medya ve ajanslara para transferi yaptığı iddia edildi. Bu transferlerin de milyonlarca lira olduğu öne sürüldü.
MASAK raporuna göre, şirket ani kar artışı göstermiş, kaynakları açısından da şüpheli durumdaydı. Bu durum savcılık tarafından "suçtan elde edilen gelirlerin aklanması" ve "suç örgütü finansmanı" yönünden bağlantılı olduğu şeklinde değerlendirildi.
Karpuz Danışmanlık, İBB soruşturma dosyasında 101 şüpheli şahsa ait 24 şirketten biriydi artık...
Bu nedenle de kayyum atandı, TMSF denetimine girdi.

İşte tüm bu süreç, Louversey'in Türkiye'deki hayatının da değişmesine yol açtı.
24 Mart'ta TMSF'nin Esentepe'deki merkezinde kendisi ve yavrusunun açık artırma ile satışına karar verildi.
Louversey'in öyküsünü bir kenara bıraktıktan sonra Emrah Bağdatlı'nın 2 yarış atının daha olduğunu öğrendim. Bunlardan biri Ronin diğeri de Crispi'ydi. Her ikisi de uzun zamandır koşmuyordu.
RIZA ZARRAB'IN 'DAYIM BENİM'İ DE AYNI KADERİ YAŞADI
Yukarıda anlattığım tablo ise Türkiye'de ilk kez yaşanmadı. Rıza Zarrab'ın bağlantılı olduğu şirketlere de geçmişte kayyım atanmış, bu şirketlerin aktifleri arasında yer alan şampiyon yarış atı "Dayım Benim' de TMSF denetimine alınmıştı. Louversey ile Dayım Benim aynı kaderi yaşamıştı.

Rıza Zarrab ve atı
KARA PARANIN İŞARET FİŞEĞİ
Peki tüm bu anlattıklarım sizce ne anlama geliyor?
Anlatayım,
Büyük soruşturmalarda para, her zaman banka hesaplarında bulunmaz. Bazen bir şirkette, bazen bir yatta, bazen bir jette, bazen ise safkan bir İngiliz kısrağının ahırında saklanır.
Onun için bir dosyadaki at, paranın izini sürenler için sadece bir detay değil, aynı zamanda işaret fişeğidir.
AVRUPA VE ABD'DE ATLAR SORUŞTURMA KONUSU
Konuyu açayım.
Yarış atlarının mali suç dosyalarında yer alması Türkiye'ye öğün bir durum değil. Aksine, Avrupa ve ABD'de hazırlanan çok sayıda "kara para aklama ve organize suç dosyasında" atlar "yüksek riskli varlık" olarak sınıflandırılıyor.
Bunun sebebi ise, yarış atlarının, lüks, taşınabilir, değerini gizlenebilir ve resmi görünürlük içinde kolayca el değiştiştirilir olması.
Şimdi gelin hep birlikte Avrupa'daki ABD'deki bu tip soruşturmalara uzanalım.
İtalya mali polisinin Napoli merkezli Camorra örgütleri iin hazırladığı raporda, yarış atlarının, damızlık kısrakların, kara para varlıkları olarak kullandıkları tespiti yer almıştı.
İrlanda Gelir İdaresi (Revenue Commissioners) ise raporlarında, damızlık kısrakların off şirketleri üzerinden alınıp satıldığını, gerçek değerlerinin bilerek düşük veya yüksek gösterildiğini belgelemişti.
Atlar, vergi kaçırma ve servet saklama aracıydı.
ABD'de durum farklı değildi.
Kara paranın sisteme sokulduğu alanlarda "atlar" vardı.
FBI raporlarında atlar için şu ifade kullanılıyordu: "Yüksek değerli, düşük şeffaflıkta varlıklar"
AT İZİ PARANIN İZİDİR
Tüm bunlardan sonra görüyorum ki, At izi paranın izidir. Paranın izini sürenler kendilerini bazen banka kasalarında değil, bir yarış atının ahırında bulur...
patronlardunyasi.com















