Dolar
49,972
0,07%
Euro
55,9859
0,51%
Sterlin
67,0725
0,16%
Bitcoin
3.842.037
-1,07%
BİST-100
10.961,67
1,88%
Gram Altın
6.339,723
1,89%
Gümüş
50,65
3,12%
Faiz
39,55
-0,18%

Özkök, Cadılar Bayramı'nın simgesi olan ve 100 yıl önce ölen kaçış sanatçısı Houdini'nin mezarına gitti, öteki dünyadan beklenen mesajını yazdı

Ünlü kaçış sanatçısı Harry Houdini, ölmeden önce eşiyle bir anlaşma yaptı. Öteki dünyada hayat varsa bir yolunu bulup birbirlerine mesaj göndereceklerdi. 31 Ekim 1926'da Cadılar Bayramı günü hayatını kaybeden Houdini'den 100 yıldır beklenen mesaj ise hâlâ gelmedi. Ertuğrul Özkök, ünlü sihirbazın New York'taki mezarını ziyaret etti, öteki dünyadan beklenen mesajı yazdı.

02.11.2026 19:18 • Güncelleme: 02.11.2026 19:19
Özkök, Cadılar Bayramı'nın simgesi olan ve 100 yıl önce ölen kaçış sanatçısı Houdini'nin mezarına gitti, öteki dünyadan beklenen mesajını yazdı
16px
32px

Ertuğrul ÖZKÖK

BİR CADILAR BAYRAMI GİZEMİ: 100 YILDIR BU MEZARDAN BEKLENEN O MESAJ BU HALLOWEEN’DE DE GELMEDİ

1926 yılının başlarında New York’ta ünlü bir karı koca arasında çok ilginç bir anlaşma yapıldı.

Ünlü erkek karısına şunu söyledi:

“Eğer senden önce ölürsem ve öteki tarafta hayat varsa, mutlaka bir yolunu bulup sana mesaj göndereceğim.”

Karısı da ona şu cevabı verdi:

“Önce ben gidersem, ben de sana mesaj göndereceğim…”

Çok iddialı ama ilginç bir anlaşmaydı.

KARISINA BU SÖZÜ VEREN ERKEK, ÇOK ÜNLÜ BİR “KAÇIŞ SANATÇISIYDI”

Aslında bu, insanlık tarihinin hiçbir zaman kesin cevabını bulamadığı bir soruydu:

“Öteki tarafta hayat var mı?”

Cevabını ancak Tanrı’nın kutsal kitaplarda verdiği bir soru…

Karısına bu sözü veren erkek, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sihirbazlarından ve kaçış sanatçılarından Harry Houdini’ydi.

Houdini, eşiyle yaptığı bu anlaşmadan bir süre sonra, 31 Ekim 1926’da aniden öldü.

Bir Halloween, yani Cadılar Bayramı günüydü.

Bu da onu Halloween’i kutlayanların gözünde bir ikon hâline getirdi.

GEÇEN CUMA GÜNÜ, 100 YILDIR MESAJ BEKLENEN BU MEZARDAYDIM

Geçen cumartesi, Houdini’nin ölümünün 100'üncü yılıydı.

Houdini, 20'nci yüzyılın belki de yeni doğan medyanın ilk süperstarıydı. Ben de bir pop sosyolog olarak onun hikâyelerini hep büyük ilgiyle okudum.

Ölümünün 100'üncü yılı dolayısıyla The New York Times’ta çok güzel bir yazı yayımlandı.

New York’ta bulunduğum için, tam ölüm yıl dönümünde mezarını ziyaret edeyim dedim.

Mezarlıkların benim için çok ilginç bir sosyolojisi vardır. Her mezardan müthiş hikâyeler çıkar.

31 Ekim akşamı New York’un en ünlü Halloween partilerinden birine davetliydim. O sabah Houdini’nin mezarına gitmeye karar verdim.

HAZRETİ İBRAHİM’İN MEZARININ ADINI TAŞIYAN BİR MEZARLIKTA YATIYOR

Houdini, ölümünden beş gün sonra, 4 Kasım 1926’da Queens’in Ridgewood bölgesindeki Machpelah Yahudi Mezarlığı’na gömüldü.

Yahudi mezarlıkları cumartesi günleri kapalıymış. O nedenle mezarlığa 30 Ekim cuma günü gittim.

O bölgede çok sayıda Yahudi mezarlığı var. Bunlar farklı Yahudi topluluklarına ait. Bazıları tel örgülerle birbirinden ayrılmış.

Houdini’nin yattığı mezarlığın adı “Machpelah”. Adını, Hazreti İbrahim’in aile mezarlığı olarak satın aldığı, Batı Şeria’daki El Halil’de bulunan Makpela Mağarası’ndan alıyor.

MEZARININ KENARINA YAPILAN ANITIN ÜZERİNDEKİ KELİME AKLIMA TAKILIYOR

Kapıdan giriyorum. 20'nci yüzyılda milyonlarca insanı büyüleyen sihirbazlık ve kaçış sanatının efsane ismi Houdini’nin mezarı karşımda.

Yahudi mezarları genellikle sade ve birbirine benzer bir anlayışla düzenleniyor. Ama onun için, daha çok Katolik mezarlarını andıran bir anıt yapılmış.

Anıtın üzerine küçük, çelenk benzeri bir çiçek bırakılmış. Üzerinde şu yazıyor:

“Believe…”

“İnan…”

İşte 100 yıldan beri o mezardan gelecek mesaj bekleniyor.

İnsanlığın evrensel bilinmeyeni:

“Öteki tarafta hayat var mı?”

Şimdi 100 yıl geriye dönüyorum…

22 EKİM 1926: BİR SOYUNMA ODASINDA ATILAN ÜÇ YUMRUK

Çağının en büyük şovmeni Harry Houdini, 22 Ekim 1926’da Montreal’deki Princess Tiyatrosu’nun soyunma odasında, bir divanda dinleniyordu. Haftanın başlarında verdiği konferansa katılmış üç üniversite öğrencisi onu ziyarete geldi.

Houdini, karın kaslarının sertliği ve sağlamlığıyla hep övünürdü.

Gelenlerden biri, Jocelyn Gordon Whitehead adlı bir öğrenciydi. Houdini’ye, sık sık övündüğü gibi karnının her türlü darbeye dayanabileceği iddiasının doğru olup olmadığını sordu.

Ardından, cevabını beklemeden karnına art arda birkaç yumruk indirdi.

Şaşkına dönen Houdini irkildi ama olayı fazla önemsemedi.

O GECE TRENE BİNİP DETROİT’E GİTTİKTEN SONRA BİRDEN FENALAŞTI

O gece Detroit’e gitmek için trene bindi.

Detroit’te fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı.

31 Ekim 1926 gecesi öldü.

52 yaşındaydı.

NEYDİ ONUN BÜTÜN DÜNYAYA TANITTIĞI “KAÇIŞ SANATI”?

Harry Houdini, 20'nci yüzyılın en ünlü sihirbazlarından ve kaçış sanatçılarından biriydi.

Gerçek adı Ehrich Weiss’tı. 24 Mart 1874’te Budapeşte’de doğdu; çocukken ailesiyle birlikte ABD’ye göç etti. Sahne adı “Houdini”yi, hayranlık duyduğu Fransız sihirbaz Jean-Eugène Robert-Houdin’den esinlenerek aldı.

“Kaçış sanatı” denilen şeyi bütün dünyaya tanıtan ve dünyanın en tehlikeli gösteri sanatlarından biri hâline getiren kişiydi.

Neydi bu kaçış sanatı?

Ellerini kelepçelettiriyor, sonra bütün vücudunu zincirletiyor ve su dolu cam havuzlara dalıyordu. Havuzda, bir insanın nefessiz kalabileceği süre içinde önce kelepçelerinden, sonra zincirlerinden kurtuluyordu.

Yani resmen ölümden kaçıyordu.

Sonraları bu tehlikeli işi daha da büyüttü. Kendini kelepçeli ve zincirli hâlde köprüden nehre attırıyordu.

İSTEDİĞİ ZAMAN OMUZLARINI YERİNDEN ÇIKARARAK KASLARINI KONTROL EDEBİLİYORDU

Fiziksel kondisyonuyla ünlüydü ve profesyonel bir atletin formuna sahip olmakla gurur duyuyordu. Söylentilere göre, istediği zaman omuzlarını yerinden çıkarabiliyor, kaslarını tek tek kontrol edebiliyordu.

Eşi Bess Houdini, uzun yıllar gösterilerinde sahne partneri oldu.

Houdini, 1899’da bir turne yöneticisinin desteğiyle çıkış yakaladı; ardından Avrupa’da da büyük üne kavuştu. Bir anda bütün dünyanın tanıdığı bir süperstara dönüştü.

ÖTEKİ DÜNYAYLA İLİŞKİ KURDUĞUNU SÖYLEYEN MEDYUMLARA SAVAŞ AÇMIŞTI

Ancak ilginç bir karakterdi.

Yahudiydi; babası hahamdı. Ama hurafelerle ve din şarlatanlarıyla hep mücadele etti.

Öteki dünyayla ilişki kurduğunu iddia eden medyumları şarlatan olarak görüyordu. Onların hilelerini ve göz boyama yöntemlerini ortaya çıkarmak için çok uğraştı.

Bu yönüyle dönemin pozitivist aydınlarına yakındı.

KONGRE KÜTÜPHANESİ’NE 4 BİNE YAKIN KİTAP BIRAKTI

Çok okuyan bir insandı.

Öldüğünde Kongre Kütüphanesi’ne 4 bine yakın kitap bırakmıştı.

Karısıyla yaptığı o anlaşmayı, belki de “öteki dünya” kavramının gerçek olmadığını kanıtlamak için yapmıştı.

Öyle ya…

Müthiş bir kaçış sanatçısıydı. Ölümden kaçış sanatının ustasıydı.

“Öteki tarafta” hayat varsa, mutlaka oradan bu tarafa bir mesaj iletmenin yolunu bulacağına inanıyordu.

İşte bu nedenle karısına söz vermişti:

“Orada bir hayat varsa, sana mutlaka mesaj iletmenin bir yolunu bulacağım…”

MEZARA “İNAN” MESAJINI BIRAKAN ESRARENGİZ KİŞİ KİMDİ?

Geçen cumartesi Houdini’nin ölümünün 100'üncü yılıydı.

Aradan geçen bu 100 yıl, onu Cadılar Bayramı’nı kutlayanların idolü hâline getirdi.

Cuma sabahı ben de bu efsanenin izinden giderek Makpela Mağarası’nın adını taşıyan mezarlığa girdim.

İlk dikkatimi çeken şey, onun için yapılan anıtın üzerine bırakılmış çiçek ve yazı oldu:

“Believe…”

Esrarengiz bir hayranı mezarın üzerine bu notu bırakmıştı:

“İnan…”

MEZARA BIRAKILAN O YAZI, ANAHTAR KELİMEYMİŞ

Orada öğrendim ki bu kelime, Houdini’nin karısıyla yaptığı öteki dünya anlaşmasının anahtar kelimesiymiş.

“İnan,” demişti, “eğer öteki tarafta bir hayat varsa, bunu sana iletmenin yolunu mutlaka bulacağım.”

Karısı, on yıl boyunca o mesajı bekledi.

Houdini medyumlara kızdığı hâlde karısı ruh çağırma seanslarına katıldı.

Ama o mesaj gelmedi.

Ve aradan 100 yıl geçti…

Bu Halloween’de de Houdini’nin mezarından gelecek mesajı bekleyenler, anıtın üzerine böyle notlar bırakmaya devam ettiler.

MEZAR TAŞINDA KARISININ NEDEN SADECE DOĞUM TARİHİ VAR?

Anıtın hemen yanında, Houdini’nin gömülü olduğu yerde bir taş var.

Üzerinde Houdini’nin adı, doğum ve ölüm tarihi yazıyor. Altında ise karısının adı var ama yalnızca doğum tarihi belirtilmiş. Yani ölüm tarihi yazılmamış.

Bu konuda kesin bir bilgi yok.

Mezar taşı hazırlandığında eşi henüz hayattaydı; bu nedenle ölüm tarihi boş bırakılmış olabilir. Ancak 1943’teki ölümünden sonra bu tarihin neden eklenmediğine gelince…

Çünkü eşi oraya gömülmedi.

İki ihtimal var: Eşi Katolik olduğu için Yahudi mezarlığına kabul edilmemiş olabilir ya da kendisi bir Katolik mezarlığına gömülmek istemiş olabilir.

MEZAR TAŞININ ÜZERİNDEKİ İSKAMBİL KÂĞITLARININ ANLAMI

Mezar taşının üzerine iskambil kâğıtları bırakılmış; uçmasınlar diye üzerlerine küçük taşlar konulmuş.

Taşlar, Yahudi mezar ziyareti geleneğinin bir parçası. Ziyaretçiler, “Buraya geldim, seni hatırlıyorum” anlamında mezara küçük bir taş bırakıyor. Çünkü çiçek solar, taş kalır.

İskambil kâğıtlarıysa Houdini’nin sihirbazlığına bir saygı işareti. Houdini, ünlü kaçış gösterilerinden önce kart numaraları yapıyordu; bir dönem kendisini “Kartların Kralı” diye tanıtmıştı. Hayranları ve sihirbazlar bu nedenle mezarına kart bırakıyor.

Yani burada hem dinî bir anma geleneği hem de meslektaşlarının ve hayranlarının selamı var.

Özetlemek gerekirse, her Halloween günü o mezardan gelmesi beklenen mesaj bu yıl da gelmedi.

Houdini geriye sır olarak yalnızca gelmeyen mesajları bırakmadı. Ölümüyle ilgili bir sır da bıraktı ve bu konu hâlâ konuşuluyor.

BÖYLESİNE GÜÇLÜ BİR ADAM APANDİSİT GİBİ BASİT BİR ŞEYDEN ÖLÜR MÜ?

The New York Times, geçen hafta bu efsane kaçış sanatçısının ölümüyle ilgili tartışmaları özetledi. Bu bilgileri de oradan aktarıyorum:

Houdini’nin resmî ölüm nedeni, öğrenci Whitehead’in yumruk darbelerinin ağırlaştırdığı apandisitin patlaması sonucu gelişen karın enfeksiyonu olarak açıklandı.

Ama bu açıklama, onu tehlikelere karşı bağışık gören izleyicileri şoke etti.

Bu güçlü sihirbaz, 52 yaşında apandisit gibi sıradan bir şeyden nasıl ölmüştü?

Sonuçta Macaristan doğumlu kaçış sanatçısı Houdini; kilitli sandıklardan kurtulmak, su altındaki tabutlardan yüzeye çıkmak ve ters çevrilmiş deli gömleklerinden sıyrılmak gibi gösterilerle defalarca ölümün pençesinden kurtulmuş, dünya çapında ün kazanmıştı.

Bu güçlü sihirbaz apandisit gibi sıradan bir şeyden nasıl ölebilirdi?

İnanmadılar.

ÖLÜM BELGESİNİ, O SIRADA ORADA OLMAYAN BİR DOKTOR İMZALAMIŞ

Ürolog ve cerrah Laurien Gillespie, yıllar sonra Houdini’nin ölüm belgelerini inceledi ve Houdini: The Man Who Died Twice (Houdini: İki Defa Ölen Adam) adlı bir kitap yazdı.

Kitap geçtiğimiz temmuz ayında yayımlandı.

Gillespie, belgeleri incelediğinde bazı şeyleri garip buldu: Bazı bilgiler karalanmış, bazı isimler yanlış yazılmıştı. Üstelik resmî ölüm belgesi, Houdini öldüğünde orada bulunmayan bir doktor tarafından imzalanmıştı.

Gillespie, Houdini’nin ölümünü araştırmak için 1920’li yıllara ait tıp kitaplarına, yeminli ifadelere, ölüm belgelerine, mektuplara ve gazete haberlerine başvurdu. Uzmanlarla, sağlık çalışanlarıyla ve Houdini’nin bir akrabasıyla röportaj yaptı.

Gillespie, Michigan’daki ölüm belgesinin yanı sıra, biri Detroit’te, diğeri Houdini’nin sigorta şirketinde olmak üzere iki belge daha bulunduğunu söyledi. Ona göre Detroit’teki belge, üzerinde çeşitli tahrifat belirtileri bulunduğu için Michigan Eyaleti Nüfus Kayıtları Dairesi’ndeki sahtekârlık birimi başkanı tarafından geçersiz sayılmıştı.

YENİ KİTAP, “BU ADAM ÖYLE BİR YUMRUKLA ÖLMEZ” DİYOR

Gillespie, Houdini’nin yakın akrabaları ve çalışanları da dâhil olmak üzere, bir düzineden fazla kişinin yanlış beyan ve eylemlerine dair bir belge izi bulduğunu söyledi. Bunların arasında, ölüm tarihinin gizlenmesine yardımcı olanlar da vardı. Gillespie’ye göre bu, kısmen Houdini’nin 31 Ekim’de ölmüş gibi görünmesini sağlamak amacıyla yapılmıştı.

“Houdini’yi Cadılar Bayramı’yla olan bağlantısı nedeniyle hatırlıyoruz” dedi.

Kabul edilen açıklamaya göre Houdini, darbe sonucu ağırlaşan apandisitinin Streptococcus pyogenes kaynaklı peritonite, yani bir enfeksiyona dönüşmesi sonucu öldü.

Gillespie, apandisit rahatsızlığının birincil neden olmadığını, yumruğun da kritik bir etken sayılmayacağını savunuyor. Ona göre suçlu, Houdini’nin 28 Ekim’de yediği lifli bir “chop suey” yemeğinin neden olduğu bağırsak tıkanıklığıydı.

Gillespie’nin iddiasına göre tıkanıklık, 29 Ekim öğleden sonra bağırsakları boşaltmak için yapılan acil bir ameliyata, yani enterotomiye yol açtı.

Ancak artık çok geçti. Yazara göre Houdini’de septik şok gelişti, ateşi 105 Fahrenheit’a yükseldi ve hızlı nefes alması kas spazmlarına ve bilinç kaybına neden oldu.

“Birinin bu durumda 24 saat hayatta kalmasını beklemezsiniz” dedi. “O da hayatta kalamadı.”

ÖLÜM KAYITLARINDA NEDEN BAĞIRSAK TIKANIKLIĞINDAN SÖZ EDİLMİYOR?

Ancak ölüm kayıtlarının hiçbirinde bağırsak tıkanıklığından söz edilmiyor.

Houdini 30 Ekim’de ikinci kez ameliyat edildi. Gillespie’nin ölüm belgeleri üzerine yaptığı araştırma, sihirbazın ertesi gün saat 13.30’da değil, o gün öğleden sonra saat 13.26’da öldüğünü gösteriyor. Ancak ona göre belgeler, tarihi değiştirmek için manipüle edilmişti.

“Ölüm belgesinde ikinci ameliyattan söz edilmemesi kritik bir ipucu” dedi. “Bu, suçun kanıtı. Neden bundan bahsedilmedi?”

ÖLÜM NEDENİNİ BELİRLEMEK İÇİN NEDEN OTOPSİ YAPILMADI?

Houdini’nin ölüm nedenini doğrulamak için otopsi yapılmadı.

Gillespie, otopsinin tıbbi ihmal şüphesini önlemek amacıyla yapılmadığını savunuyor. Ona göre ölümün kaza sonucu olduğunun belirtilmesi, Houdini’nin dul eşi Bess’in hayat sigortasından iki kat tazminat almasını sağladı.

Geçtiğimiz temmuz ayında yayımlanan bu kitap, neredeyse 100 yıldır Houdini’yi attığı habersiz yumrukla öldürdüğü suçlamasıyla yaşayan Jocelyn Gordon Whitehead’i akladı.

Ünlü sihirbazın karnına attığı üç yumruk yüzünden Whitehead hakkında hiçbir dava açılmadı. Ama Houdini’nin hayranları onu bütün hayatı boyunca katil olarak gördü.

Yoksulluk içinde, zor bir hayat yaşadı.

YUMRUĞU ATAN O ÇOCUK ÖLDÜĞÜNDE NEREYE GÖMÜLDÜ?

Whitehead, 1954’te yetersiz beslenme ve yalnızlık içinde öldü.

Montreal’de, kimsesizler için ayrılmış bir mezarlığa gömüldü.

Gillespie, kitabında onu akladıktan sonra bir adım daha attı. İsimsiz mezarının üzerine bir taş yaptırdı.

Taşın üzerine şunları yazdırdı:

“Jocelyn Gordon Whitehead; 25 Kasım 1896–5 Temmuz 1954; Artık haksız biçimde suçlanmıyor.”

YARIN: BU YILKİ CADILAR BAYRAMI PARTİSİNE NEDEN “IT” KIYAFETİNDE GİTTİM?

31 Ekim akşamı, New York’un en “arka oda” mekânlarından birinde yapılan Cadılar Bayramı partisine giderken, aklımda bir gün önce Yahudi mezarlığında hatırladığım, “Öteki dünyadan 100 yıldır gelmeyen mesaj” hikâyesi vardı.

Yarın yine ölümlüler dünyasına dönüp New York’ta giderek küresel bir ayin hâline gelen Cadılar Bayramı kutlamasını anlatacağım.

Bir de o partiye neden “It” kıyafetiyle gittiğimi…

Devamı yarın…

patronlardunyasi.com