MGK'da fırlatılan anayasa kitapçığı, 'Nankör kedi' sözü, bir gecede çöken sistem, fakirleşen Türkiye, 'Kara Çarşamba'nın üzerinden tam 25 yıl geçti
Türk ekonomi tarihine “Kara Çarşamba” olarak geçen 19 Şubat 2001'in üzerinden 25 yıl geçti. Fırlatılan anayasa kitapçığı, siyasi tarihe geçen 'Nankör kedi' sözü, bir gecede fırlayan döviz kuru, faiz, eriyen rezervler, kapanan bankalar ve işsiz kalan yüz binler… 25 yaşına basan Kara Çarşamba, Türkiye’nin ekonomik zihniyetiyle beraber pek çok dengeyi kökten değiştiren bir gün olarak hafızalarda tazeliğini koruyor

Burak ARTUNER
Her şey, Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yaşanan siyasi gerilimle başladı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan sert tartışma, kırılgan ekonomi için adeta son kıvılcım oldu.
Tarih: 19 Şubat 2001...
Yer: Ankara'da MGK toplantı salonu
O toplantıda yer alanların daha sonraki anlatımlarına göre, Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer'in, bankalarla ilgili Devlet Denetleme Kurulunun devreye sokulması kararına tepki göstererek, "Hükümet olarak kamuoyu önünde beni küçük duruma düşürüyorsunuz. Beni yıpratmak için uğraşıyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Daha sonra Sezer, önünde duran anayasa kitapçığını havaya kaldırıp, "'Denetimin denetimi mi olur?' diyorsunuz. Anayasa'nın 108'inci maddesi ortada. Bal gibi olur. Anayasa'yı bilmiyorsunuz, bu sözleri söylüyorsunuz." dedi.

Bu arada Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan araya girdi ve "O Anayasa'yı bir de biz görelim, anlayalım." karşılığını verdi.
Sezer, Özkan'ın bu sözüne sinirlendi ve elinde tuttuğu anayasa kitapçığını, Ecevit ve Özkan'ın bulunduğu yöne doğru fırlatarak, "Alın okuyun o zaman." diye bağırdı. Anayasa kitapçığı, Ecevit ve Özkan'ın arasına düştü.
Bu tavır üzerine Ecevit, sinirlenerek masadan kalktı, kapıyı çarpıp salonu terk etti. Başbakan Yardımcısı Özkan ise Ecevit'in önüne fırlattığı anayasa kitapçığını aldı ve Sezer'in bulunduğu yöne doğru aynı şekilde fırlattı.

Özkan, sert bir tonda "Asıl Anayasa'dan anlamayan sizsiniz." deyip salondan çıkarken, duyulan "Nankör kedi" sözü ise siyaset tarihine geçti.
Zaten kırılgan olan ekonomiyi patlatan bir kıvılcım oldu bu olay....
Ecevit’in toplantı sonrası yaptığı “ciddi bir kriz var” açıklaması, piyasalarda panik dalgasını tetikledi.
O GECE NELER OLDU
19 Şubat’ı 20 Şubat’a bağlayan gece, gecelik faizler yüzde 7.500’lere kadar çıktı. Bankalar arası piyasa kilitlendi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervleri hızla eridi. Sabaha karşı dalgalı kura geçildi; dolar kuru birkaç gün içinde yüzde 40’a yakın arttı.
Borsa çöktü, Hazine ihaleleri iptal edildi. Bankacılık sistemi adeta nefessiz kaldı. Takip eden aylarda 20’den fazla banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi. Esnaf kepenk kapattı, sanayi üretimi sert biçimde daraldı.

EKONOMİ YÜZDE 5,7 KÜÇÜLDÜ
2001 yılı sonunda ekonomi yüzde 5,7 küçüldü. Enflasyon yeniden çift haneye yerleşti, işsizlik hızla yükseldi. Kamu borcu sürdürülemez noktaya geldi. Kriz, yalnızca ekonomik değil, derin bir toplumsal travma da yarattı.
O günleri yaşayanlar hâlâ hatırlıyor: bankaların önünde kuyruklar, döviz bürolarında panik, geceden sabaha değişen fiyat etiketleri…
DERVİŞ DÖNEMİ VE SONRASI
Krizin ardından Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir programı devreye aldı. Ekonominin başına getirilen Kemal Derviş, kapsamlı bir reform paketini hayata geçirdi.
Bankacılık sistemi yeniden yapılandırıldı, bağımsız düzenleyici kurumlar güçlendirildi, kamu maliyesinde sıkı disiplin dönemi başladı.

Uluslararası Para Fonu destekli program, kısa vadede ağır bedeller ödetse de orta vadede ekonomik toparlanmanın zeminini oluşturdu.
Uzmanlara göre 2001 krizi, Türkiye’de “devletin ekonomideki rolü”, “siyasi müdahale” ve “kurumsal bağımsızlık” tartışmalarını kalıcı biçimde gündeme taşıdı. Kara Çarşamba’nın 25. yılında ekonomi çevreleri, 2001 krizinin temel mesajının "güven" olduğu konusunda hem fikir.
patronlardunyasi.com















