Homeland dizisindeki İran Hamaney operasyonu benzerliği
İran bugünlerde içindeki CIA ajanını arıyor. Hamaney ve devletin neredeyse en üst düzey yetkililerinin bir hava operasyonuyla öldürülmesinin ardından kurtulan bir İranlı komutan, en azından basına yansıyan haberlere göre baş şüpheliler arasında yer alıyor. Homeland dizisinde de CIA, temas kurduğu bir İranlı generali içerideki ajanı olarak kullanmış, ondan aldığı bilgilerle önemli operasyonlar gerçekleştirmişti. Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği dizinin final sahnesindeki Türkiye detayı da bana ülke olarak çok dikkatli olmamız gerektiğini düşündürtüyor.

Burak ARTUNER
Washington ve Tahran hattında yaşanan son savaş, milyonları ekranlara kilitleyen Homeland dizisinin İran bölümlerini hatırlattı bana.
Özellikle İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e yönelik son operasyona ilişkin detaylar, dizide Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’nin İran yönetimi içindeki kritik bir isimle kurduğu gizli temasları hatırlattı. Gerçek dünyada yaşanan gelişmelerle kurgu arasındaki paralellikler, “İstihbarat dünyası senaryoyu mu takip ediyor, yoksa senaryo mu gerçeği?” sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

Dizide CIA'yla işbirliği yapan Majid Javadi karekteri (solda), ABD'li istihbaratçı Saul Berenson ile görüşürken
DİZİDEKİ SENARYO NEYDİ
Homeland’in İran merkezli sezonunda, CIA’nin Tahran’daki en üst düzey karar mekanizmalarına kadar sızdığı bir yapı anlatılıyordu. Dizide, İran yönetiminin en etkili isimlerinden Majid Javadi, gizlice Amerikan istihbarat şefi Saul Berenson ve dizinin baş karakteri Carrie Mathison'a bilgi aktarıyor; rejim içi güç mücadeleleri, suikast planları ve örtülü operasyonlar üzerinden büyük bir satranç oyunu kuruluyordu.
Diziyi hâlâ izlemeyenler olduğunu düşünerek daha fazla spoiler vermeyeceğim elbette...
Hamaney ve komutanların öldürüldüğü operasyonun detayları ortaya çıktıkça, ABD'nin İran içinde aynı dizideki gibi 'çok kuvvetli' bir istihbaratı olduğu su götürmez bir gerçek olarak gözler önüne serildi.
Peki kimdi bu isim?
Dün sitemizde yer alan "Trafik kameraları buldu, jetler vurdu" başlıklı habere göre de, İsrail istihbaratı yani Mossad Tahran'daki trafik kameralarını hacklemiş ve yıllardır kendi şehrini izler gibi izlemişti Tahran'ı. Hamaney'in konvoyunun da toplandığı yere gidişini de bu kameralar sayesinde belirlemişti. Muhtemelen aynı toplantıdaki bir üst düzey İranlı olan "CIA ajanı" da toplantıyı doğruladığında, ölümcül saldırı başlamıştı.

Hamaney'e saldırıdan kurtulan ve toplantıdan erken ayrıldığı ortaya çıkan Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani
Birkaç gün önce yine sitemizde yer verdiğimiz "İran hainini arıyor" başlıklı haberde de İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Kudüs Gücü'nün komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani'nin Hamaney'e düzenlenen saldırıdan kurtulmayı başardığına dikkat çekiliyordu. Hamaney'in ölümüyle sonuçlanan toplantıdan Kaani'nin erken ayrıldığı belirtiliyordu. Bu durum, daha önce de benzer saldırılardan hep kıl payı kurtulan Kaani için "ajanlık" tartışmalarını tetiklemişti.
Yani dizideki Majid Javadi karakteri gerçekte İsmail Kaani miydi?
Tüm bu sorular cevaplarını bulur mu bilemem ama uzmanlara göre bu tür paralellikler tesadüf değil. Zira dizinin yaratıcıları arasında CIA geçmişi olan danışmanlar bulunuyor ve kurgular, gerçek istihbarat doktrinlerinden esinlenerek yazılıyor.
İran'a yönelik operasyonun hazırlanmasında da Amerikan ve İsrail istihbaratının, rejim içi çatlakları kullanması, güvenlik zincirindeki en zayıf halkaya odaklanması, böylece liderlik çevresine psikolojik baskı kurması ve içeriden bilgi akışı sağlaması stratejileri, istihbaratçılar için son derece doğal.
İran’daki son gelişmelerin, dizideki operasyon mimarisiyle benzerlikler göstermesi bu yüzden hiç de şaşılacak bir şey değil.
TAHRAN’DA GÜVEN KRİZİ
İran’da dini liderlik makamı, yalnızca siyasi değil aynı zamanda dini meşruiyetin de merkezi. Dolayısıyla içeriden bir sızıntı iddiası, yalnızca güvenlik değil rejimin ideolojik bütünlüğü açısından da sarsıcı sonuçlar doğurabilir.
Homeland’de de benzer bir kırılma anı yaşanmış; içerideki CIA kaynağının açığa çıkma ihtimali rejim içinde büyük bir panik yaratmıştı.

DİZİNİN SONUNDAKİ TÜRKİYE DETAYI
Şimdi, tartışılan 8 sezonluk dizinin 2020'de yayımlanan son sahnesindeki Türkiye detayına kısaca değineyim...
İran'da General Majid Jawadi'yi kendileri için çalışmaya ikna ettikten ve başka maceralar atlattıktan sonra Carrie, Rus tarafına geçmiş gibi görünen bir ABD'li eski ajandır artık. Moskova’da, Yevgeny ile yaşamaktadır. Rusya’da caz sevgisini beslerken, Saul bir kitabın cildinin içinde gizli bir mesaj alır, tıpkı Sovyet döneminden beri Rus ajanıyla iletişim kurduğu gibi.
Ancak bu sefer kitap Carrie’nin sırlarını paylaştığı “Tyranny anıları” ve Rus ajanı olarak çalışan Carrie’ydi. Saul’a (Profesör Rabinow kod ismiyle hitap ederek) büyüteçle bakıldığında okunabilen bir notta şu mesajı gönderiyor:
"Moskova’dan selamlar, Profesör. İran’a ve Türkiye’ye satılan Rus S400 füze savunma sisteminin bir arka kapısı var. Bertaraf edilebilir. Daha fazla bilgi gelecek. Bizi izlemeye devam edin."
Ve dizi bu Türkiye notuyla bitiyor.
Başka bölüm yok, başka sezon yok...
Şimdi Orta Doğu bir kez daha savaşla sınanırken, ülkemizde 15 Temmuz darbe girişimine kalkışan, ucu Pensilvanya'ya uzanan FETÖ'nün ordumuzdan, devletin çeşitli kademelerinden temizlenme sürecinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılıyor.
Ama bununla biteceği de sanılmasın, hep titiz bir şekilde istihbarat oyunlarına karşı 'Su uyur, düşman uyumaz' şiarıyla uyanık olmaya mecburuz.
Tabii elbette bunu paranoyaya ve cadı avına dönüştürmeden ...
Ama karşı tarafa çalışanların bazen en yakınımızda hatta koynumuzda olabileceğini de unutmadan...
patronlardunyasi.com















