Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, mevcut kur rejiminin devamından yana olduklarını belirterek, ''Bu dalgalanmalar var diye ikide bir kur rejimini değiştirmek, rejime müdahale etmek, Türkiye ekonomisinde daha büyük tahribata neden olur'' dedi.
Habertürk Televizyonu'nda gündemle ilgili soruları yanıtlayan Bakan Ergün, kurlardaki gelişmelerden ötürü zaman zaman ithalat-ihracat dengelerinde, cari açıkta sorun yaşanabileceğini ancak, bunların sistemi değiştirmeden realize edilebilecek, başka argümanlarla düzeltilecek konular olduğunu söyledi.
Ergün, ''Bu dalgalanmalar var diye ikide bir kur rejimini değiştirmek, rejime müdahale etmek, Türkiye ekonomisinde daha büyük tahribata neden olur. Mevcut kur rejiminin devamından yanayız. Sistem değişikliğinin uluslararası güvenilirliği zedeleyen çok daha ağır sonuçları olacaktır. Kur rejimini tartışma gibi bir noktamız yok. Kurdaki dalgalanmalardan dolayı ihracat dengeleri, ihracatçıların karlılığındaki azalmaları her zaman analiz edebiliriz. Bu analizleri zaten yapıyoruz'' dedi.
MALİ KURALIN ERTELENMESİ
Mali kuralın ertelenmesi ile ilgili konuda, Bakanlar Kurulu'nda tartışılmadan Meclis'e gönderildiği yönündeki soru üzerine Bakan Nihat Ergün, Mali kuralın Bakanlar Kurulu'nda görüşüldüğünü ancak müzakere etme imkanı bulunmadığını, bakanlar tarafından imzalandıktan sonra Parlamento'ya sevk edildiğini belirtti.
Ergün, ''Komisyon'da görüşülürken, yatırımların bloke edilebileceği ortaya çıkınca, yeniden Bakanlar Kurulu'nda tartışılması gündeme geldi. Tekrar müzakere edildi. Ulaştırma Bakanlığı ön plana çıktı. Bayındırlık Bakanlığı artık yatırımcı bakanlık sayılmıyor. Sağlık, Milli Eğitim, Çevre, Ulaştırma bakanlıkları yatırımcı bakanlıklardır. Acaba bazı yatırımlar bloke ediliyor mu gibi bir değerlendirmeden sonra erteleme kararı çıkmış oldu. Hükümet üyeleri arasında birbiri ile husumet gibi, birbirinin ayağına çelme takmak gibi bir problem yok. Hem de bunu oluşturmaya çalışanlar haksızlık ederler'' açıklamasında bulundu.
Mali kuralın ertelenmesinin ''hükümetin popülizme kayacağı'' yönünde değerlendirildiğini, ancak bunun ''hükümetin 7-8 yıldır yürüttüğü mali disiplin performansına haksızlık olacağını'' belirten Ergün, hükümetin 4 seçim ve 1 referandum geçirdiğini, ekonomik kriz nedeniyle alınan önlemler hariç, mali disiplinden taviz verilmediğini söyledi.
''Bu tartışma ile hükümet üyeleri arasında tartışma yaratmak istendiğini'' yönünde değerlendirmede bulunan Bakan Ergün, bunun, hükümet üyeleri arasında bir problem yaratmayacağını vurguladı.
Aynı tartışmalar ile ''Türkiye ekonomisinin manipüle edilmesi'' yönünde beklenti bulunduğunu da anlatan Bakan Ergün, Türkiye ekonomisinin manipüle edilme noktasından çıktığını vurguladı ve ''Türkiye ekonomisinin ayağı sağlam yere basmaktadır. Makro dengeleri bu tür tartışmalardan manipüle edilmekten uzaklaşmıştır. Kısa günün karını elde etmeye artık Türkiye ekonomisi artık müsait değil'' dedi.
BAŞBAKAN'IN ALEVİLERE YÖNELİK SÖZLERİ
Kamu otoritesinin hiç kimsenin dini inancı, mezhebini sorgulamadığını, ancak yüksek yargıda tartışılan sorunlardan birinin ''yüksek yargıya bazı çevrelerin müdahale ettiği'' olduğunu belirterek, ''Seyfi Oktay'ın faaliyetleri ve yargı çevrelerinde kendisine verilen unvan düşünülürse, Başbakan'ın söylediği sözün Seyfi Oktay ile sınırlı anlaşılması gerekir'' dedi.
Bakan Ergün, Başbakan'ın Aleviler ile ilgili sözleri hakkında şu açıklamada bulundu:
''Yüksek yargıda tartışılan sorunlardan biri, yüksek yargıya bazı çevrelerin müdahale ettiği, bu müdahalenin Seyfi Oktay üzerinden yürütüldüğü yönünde ifadeler var. Seyfi Oktay şimdi bir yargı sürecinden geçiyor. Orada ortaya çıkan konuşmalar var. Burada o çevrelerin Seyfi Oktay'a verdiği bir unvan var. O unvanlardan biri de 'dede'. Bu 'Alevi Dedesi midir' ben bilmiyorum. İlişki kurduğu kişiler, yargı çevreleri bir eski Adalet Bakanı'na bu unvanı vermişler. Bu unvana sahip eski bir Adalet Bakanı'nın yargıda bazı operasyonlar yürüttüğüne dair bir yaklaşım var. Kuvvetli bir kanaat var ve yargılama süreci devam ediyor. Bu tür müdahalelere yüksek yargıyı kapatmanın mesajını veriyor Sayın Başbakan. Sayın Başbakan bir taraftan Türkiye'de dini kimliklerin özgürlük taleplerini çözüme kavuşturacak adımlar atarken, Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını çözelim, dini kültürel sorunlarını çözelim derken, Alevi dedelerinin polemik konusu yapılmasını isteyebilir mi? Orada konu tamamen Seyfi Oktay ile sınırlı tutulmalıdır, yoksa bütün Alevi cemaati ile Alevi dedelerine yaygınlaştırarak ele almak Alevilere de haksızlık olur. Seyfi Oktay'ın faaliyetleri ve yargı çevrelerinde kendisine verilen unvan düşünülürse, Başbakan'ın söylediği sözün Seyfi Oktay ile sınırlı anlaşılması gerekir.''
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresi ile ilgili soru üzerine, ''görev süresinin 7 yıl olduğu'' görüşünü koruduğunu açıklayan Bakan Ergün, ''Anayasa değişikliği yapıldığı zaman görev süresini 10 yıla çıkarsaydık, görev süresi 10 yıla mı çıkacaktı? 6 yıldır görev yapıyor olsaydı ve 5 yıla indirseydik 1 yıl fazladan mı yapmış olacaktı? Süre uzatılınca uzatamadığımıza göre, kısalınca da süreyi düşürmememiz gerekir'' dedi.
Spekülatif bir sistemin kimseye faydasının olmadığını, bunun hukuki olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bakan Nihat Ergün, ''Anayasa'nın o maddesi ile ilgili kararın YSK'ya bırakılmasını doğru bulmuyorum. Bu kararı Parlamento vermeli. YSK'ya havale etmek doğru yaklaşım olmaz. Gerekiyorsa uzlaşma ile ilave hüküm koymalı, parlamento karar vermelidir. Ama bu konuda şimdi tartışmak çok erken'' diye konuştu.
Referandum sonuçları ile ilgili tahminlerinin sorulması üzerine Bakan Ergün, hayır oylarının yüzde 40-45, evet oylarının ise yüzde 55-60 düzeyinde çıkmasını beklediğini söyledi.