Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ümit Boyner başkanlığındaki, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneğinin (TÜSİAD) yeni yönetim kurulunu kabul etti.
Başbakanlık merkez binada gerçekleşen kabul basına kapalı olurken, sadece görüntü alınmasına izin verildi.
Bu arada, Ümit Boyner başkanlığındaki TÜSİAD heyetinin, 2010 yılı çalışma programı çerçevesinde her ay düzenli olarak Ankara'ya gelmeyi planladığı öğrenildi.
ERGÜN DE TÜSİAD'I KABUL ETTİ
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin büyüme modelini yeniden kurgulaması gerektiğini belirterek, istihdam meydana getiren bir büyümeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Ergün, Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner ve yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi.
Bakan Ergün, TÜSİAD'ın, iş dünyasının sivil toplum örgütleri arasında en önemli örgütü olduğunu belirterek, Boyner ve yeni yönetim kurulu üyelerine başarılar diledi.
İş dünyasının, bir yandan hükümetin icraatlarını, diğer yandan da dünyadaki gelişmeleri ve sivil toplum örgütlerinin kendi çatı organizasyonlarını n bu gelişmeleri nasıl okuduğunu da yakından takip ettiğini anlatan Ergün, o açı dan verilecek mesajların önemli olduğunu söyledi.
Ergün, bir ülkede ekonomi dar boğazdan geçiyorsa ve bazı sıkıntılar varsa, o süreçte işbirliğinin daha da önem kazandığını vurguladı.
İş dünyasının global ekonomik kriz sürecinde daha sağduyulu şekilde olaylara yaklaştığını, panik havasına girmediğini ifade eden Bakan Ergün, dolayısıyla bu sürecin başarılı bir şekilde atlatıldığını belirtti.
Dünyada da Türkiye'nin bu süreçten bir dayanışma içerisinde çıktığına yönelik değerlendirmelerin yapıldığını kaydeden Ergün, iş dünyası, hükümet ve sivil toplum örgütlerinin bu süreçte işbirliğinde bulunduklarını vurguladı.
Türkiye'nin bundan sonraki süreçte dünyanın hızlı büyüyen ülkelerinden biri olacağını anlatan Bakan Ergün, "Hem uluslararası ilişkileri buna müsaittir hem sanayisinin gücü buna müsaittir. Çünkü, Avrupa standartlarında mal üretebilen ve bunu rekabetçi fiyatlarla satabilen bir ülkedir. Bu avantajımızı herkes görüyor ve bizim daha hızlı büyüyeceğimizi öngörüyor" dedi.
Türkiye'nin son yıllarda dünya siyasetindeki değerinin arttığını ifade eden Ergün, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin fikirleri her geçen gün daha önemli hale geliyor. Türkiye'nin bir organizasyon içinde bulunması çok önemseniyor. Aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik anlamda da değeri artıyor. Bugün Türk iş adamlarına dü nyada olan ilgi daha da fazla. Türk markalarına, ürünlerine olan ilgi artıyor. İş adamlarımız bu konjonktürden çok iyi istifade etmeli. Dünya pazarları bize siyasi ve ekonomik açıdan bu kadar sıcak ve bu kadar yumuşak bir noktada iken bunun fırsata dönüştürülmesi gerekiyor."
Türkiye'nin büyüme modelini yeniden kurgulaması gerektiğini belirten Ergün, istihdam meydana getiren bir büyümeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Türkiye'nin işsizlik ve istihdam ile ilgili yapısal özelliklerinin AB ülkelerinden farklı olduğuna dikkati çeken Ergün, bir türlü eritilemeyen işsizlik stoğunun bulunduğunu, nüfus artış hızı ve iş gücüne katı lımın AB ülkelerinden fazla olduğunu söyledi.
Mevcut büyüme modeli içinde iş gücüne katılım oranı kadar bir miktarı eritebildiklerini ancak işsizlik stoğunun eritilemediğini anlatan Ergün, "Her yıl stoktan da bir miktar eritebilecek bir büyüme hızına ulaşmamız gerekiyor" diye konuştu.
Türkiye'nin büyüme modelinin, işsizlik ve istihdam ile ilgili yapısal özelliklerin dikkate alınarak daha hızlı büyüyen ancak, hormonlu olmayan bir model olması gerektiğini belirten Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, şöyle devam etti:
"Bunun yolu iç pazarları genişletici tedbirler almaktan geçer. Birçok sektörde iç pazar henüz doyuma ulaşmış değil Türkiye'de. Bunların başında otomotiv sektörü geliyor. Dünya ortalamasının çok altında otomotiv tüketimi var. Türkiye'de bin kişiden 130 kişiye otomobil düşüyor. Dünyada 144 kişiye düşüyor. İç pazarı genişletici tedbirler hormonlu olmayan sağlıklı tedbirler üzerinde hep birlikte durmalıyız."
İkinci olarak girişimci sayısının artırılması gerekti ğini, mesleki eğitimin de bunun bir parçası olduğunu kaydeden Ergün, girişimciliğin, Türkiye'nin istihdamı artırıcı büyüme modelinin temel unsurlarından biri olması gerektiğini belirtti.
Son olarak dış pazarlara daha agresif bir şekilde açılmak gerektiğini ifade eden Ergün, "Girmediğimiz pazarlara girebilmeliyiz. Dünyada Türkiye'ye karşı siyasi bir sempatinin yanında ekonomik bir sempati de var. Türk iş adamlarına ve ürünlerine ve markalarına ilginin olduğunu görüyoruz. Bu ortam, bizim dünya pazarlarındaki payımızı artırabileceğimizi gösteriyor" diye konuştu.
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner de, yeni yönetim kurulu olarak TÜSİAD'ın hazırladığı 2010-2011 programını hem hükümetle hem de muhalefet partileriyle paylaşmak için Ankara'da çeşitli ziyaretlerde bulunduklarını söyledi.
Türkiye'nin önünde önemli fırsatlar bulunduğunu ifade eden Boyner, ekonomik krizden çıkarken Türkiye'nin büyüme ve istihdam yaratma odaklı bir sürece girebileceğini kaydetti. Bunun için geçen dönemde yapılmış yapısal reformlar üzerine mikro reformların eklenmesi gerektiğini ifade eden Boyner, "Bu açıdan daha detaylı olarak nasıl işbirliği yapabileceğimizi sizinle paylaşmak istedik, görüşlerinizi almak istedik" diye konuştu.
Konuşmaların ardından toplantı, basına kapalı olarak devam etti.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, TÜSİAD'ın; hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanında bir çok çalış ma yapmış ve çalışmaları da TBMM tarafından dikkate alınmış bir sivil toplum örgütü olduğunu söyledi.
Şahin, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Mehmet Ali Şahin, TÜSİAD'ın, Türkiye'nin saygın işadamı ve sanayicilerinin içinde yer aldığı ve her alandaki kalkınmaya katkı sağlayan bir sivil toplum örgütü olduğunu söyledi.
TÜSİAD'ın, serbest piyasa ekonomisinin yerleşmesinde öncü bir rol oynadığını dile getiren Şahin, Türkiye'deki katma değerin yaklaşık yüzde 50'sini -kamu hariç- TÜSİAD üyesi işadamlarının karşıladığını kaydetti.
Şahin, ekonomik çalışmalarının yanı sıra, TÜSİAD'in, Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından da önemli çalışmalar yaptığını belirterek, şöyle konuştu:
"4 dönemdir Meclisteyim. Daha önce değişik komisyonlarda, özellikle Anayasa ve Adalet komisyonlarında görev yapmıştım. Sanıyorum 20. Dönem olacak, bir Anayasa değişikliği o zamanda gündeme gelmişti. Ama 21. Dönemde önemli bir adım atıldı, hukukçu milletvekillerinden oluşan uzlaşma komisyonu kuruldu. Hasan Korkmazcan Başkanvekiliydi sanıyorum. Onun başkanlığında, 37 maddelik bir Anayasa değişikliği üzerinde mutabık kalmıştık. 34 maddesi, 2001 yılında Meclis'ten geçerek yasalaştı. 1982 Anayasası'nın en geniş, kapsamlı değişikliği budur.
Bunu şunun için söylüyorum; TÜSİAD'ın, Prof. Dr. Bü lent Taner'in ö ncülüğünde hazırlattığı "demokratikleşme perspektifleri" çalışması vardı. Komisyon olarak ondan çok yararlandık. Avrupa'daki demokrasi kriterlerini, insan hakları boyutunu iyi incelemiş bir çalışmaydı. TÜSİAD, Türkiye'de hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanında bir çok çalışmayı yapmış ve çalışmaları TBMM tarafından dikkate alınmış bir sivil toplum örgütüdür. Bu çalışmaların her zaman devam ettiğini biliyorum, ancak sizin başkan olur olmaz yaptığınız açıklamalar, bundan sonra bu alanda TÜSİAD'ın daha faal olacağı bir izlenim bıraktı bende. Sizleri tebrik ediyorum ve başarılar diliyorum."
TBMM Başkanı Şahin, TÜSİAD'ın, Türkiye'nin daha da demokratikleşmesi açısından ne gibi önerilerinin bulunduğunu sordu ve bunları öğrenmek istedi.
TÜSİAD Başkanı Boyner de iş dünyası örgütü olduklarını, ancak Türkiye'nin içinden geçtiği çok değişik aşamalarda, TÜSİAD'ın sadece kendi işini yapamadığını ifade etti.
Demokrasilerde sivil toplum örgütlerinin, hükümetlerle, yasa koyucularla birlikte çalışmasının önemine işaret eden Boyner, "Eğer bir katkımız olduysa ne mutlu bize" dedi.
Ümit Boyner, 1997'de hazırlanan demokratikleşme raporunun, TÜSİAD tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bugünkü çalışmalarını bu rapor üzerine inşa ettiklerini söyledi.
2010-2011 programını hazırlarken krizden çıkışı yönetmek, işsizlikle mücadele gibi konular üzerinde "kafa yormayı" arzu ettiklerini ifade eden Boyner, "Bunun altını doldurmamız gereken noktada, aslında demokratikleşme, demokrasi açığı, önemli bir rol oynuyor" diye konuştu.
Ümit Boyner, şöyle devam etti:
"10. Demokratikleşme Paketi dediğimiz bir reformu hayata geçirmek ve bunu kamuoyu ile yasa koyucularla paylaşmak arzusundayız. Bunun 3 tane ana bacağı var. Başta Siyasi Partiler Yasası... Parti içi demokratikleşmenin daha üst seviyeye geleceği bir sistemin kurulmasından bahsediyoruz. Şu andaki sistem... Partiler kendi içinde demokratik çalışmadığı için, açıkçası bu, daha sonraki çalışmalara da yansıyor. Seçim Yasası da temsil adaletini artıracak şekilde yeniden düzenlenmeli. Baraj konusu çok gündemimizde. Bu konuda Hükümetten ve muhalefetten epey farklı görüşler alıyoruz ama biz bu konuda ısrarlıyız. Temsil adaletinin, Türkiye'nin geldiği noktada ve bundan sonra gideceği noktada çok önemli olduğunu düşünüyoruz.
1982 Anayasası'nda çok köklü değişiklikler yapıldı. Ama özünde 1982 Anayasası, devleti vatandaştan korumak üzerine yapılmış bir Anayasa. Bizim, vatandaşı devletten koruyan, en azından devlet-vatandaş ilişkilerini yeniden düzenleyen bir sosyal mutabakata ihtiyacımız var. Onun için yeni bir Anayasa çalışması yapılması gerektiğini, bunun da mümkün olduğu kadar temsilin yüksek olduğu bir Mecliste yapılması gerektiğini düşünüyoruz."
TÜSİAD Başkanı Boyner, Anayasa ve demokratikleşme paketi çalışmasına başladıklarını da söyledi.
AB uyum sürecinin, Türkiye için ciddi bir restorasyon imkanı sunan bir proje olduğunu vurgulayan Boyner, bu sürecin devamını çok önemsediklerini kaydetti. Ümit Boyner, dış ekonomik ve siyasi ilişkiler alanındaki çalışmaları hakkında da bilgi verdi.
Boyner, Kıbrıs ve Ermenistan konularının çok yakın zamanda ö nlerine çıkacağını ve yakında KKTC ile ABD'ye ziyaretlerinin olacağını belirterek, Ermenistan konusunun ciddi olarak gündeme geleceğini düşündüklerini ifade etti.