Aşkla gelen başarı

Aşkla gelen başarı

İngiliz Cottrell, gönlünü bir Türk kızına kaptırdı Türkiye'de 70 milyon dolar ciroyu yakaladı. İşte ilginç başarı öyküsü..

Aşkla gelen başarı
16px
24px
30.01.2009 14:07
ABONE OLgoogle

Sfır sermaye ile 70 milyon dolarlık ciroya ulaşan J. Melvin Cottrell'ın hayatı üniversite yıllarında gönlünü bir Türk kızına kaptırmasıyla değişmiş. Türkiye'de kurduğu şirketini kendi oğlu olarak gören Cottrell'in en büyük arzusu ise bu çocuğun bir gün kendisini daha az yoracak yaşa gelmesi.

İngiltere'de doğdunuz, ama uzun yıllarda Türkiye'de yaşayıp başarılı bir iş adam oldunuz. Türkiye'ye gelişiniz nasıl oldu ve iş hayatınıza nasıl başladınız?

İngiltere'de üniversitede okurken, gönlümü bir Türk kıza kaptırdım ve 1977 yılında Türkiye'ye gelip evlendim ve İstanbul'a yerleştim. İstanbul Üniversitesinde Türkçe öğrenim kursunu bitirdikten sonra 1978 yılında önce Muhaş /Touche Ross mali denetim şirketinde çalışmaya başladım ve bu şirketin Türkiye'deki faaliyetleri sona erdirmesiyle daha sonra 1980 yılında Arthur Andersen mali denetim şirketinde çalışmaya başladım. Bu yıllar Türkiye için çok zor bir dönem idi. Sosyal politik kavgalar yüzünden her gün gençler ölüyordu ve ancak 30 Eylül'deki askeri darbe ile bu kavgaya son verildi.

Gençtim, zorluklara ve geçim sıkıntılarına rağmen, mutluydum ve kolay adapte oldum. Diyarbakır'da bir Amerikan petrol sondaj şirketini denetlerken tifo oldum, on iki kilo verdim ve bir ayda Göztepe SSK hastanesinin karantina binasında yatıp hastalığımı zor atlattım. Ama hiç yılmadım, çünkü Türkiye'yi ve Türkleri çok sevdim. Türkler de her zaman bana sıcak davrandılar ve bende onlar gibi oldum.

Türkiye'de iş hayatınızda iyi bir başlangıç yaptınız. Bunun faydası nasıl gördünüz ve yükselişiniz nasıl devam etti?

Özellikle Arthur Andersen şirketinde çok tecrübe ve bilgi kazandım ve Audit Senior oldum. O yıllarda, Arthur Andersen bir okul gibi idi ve Turgut Özal döneminde başarılı pek çok yöneticiler bu okuldan mezun oldular. Örneğin, Burhan Karaçam, Erhan Dumanlı,  İsmail Yalçınkaya, Cemil Köksal, Bülent Şenver, Selçuk Altun, Önder Eren, Ahmet Burak ve Şaban Erdikler gibi tanınmış yöneticiler ile tanışmaya veya çalışmaya imkânım olmuştu. Ben de biraz erken mezun olup 1982 yılında İstanbul Harbiye'de merkezi olan Amerikan Express Bank'ta muhasebe müdürü olarak çalışmaya başladım. Turgut Özal iktidara gelmesi ile Türkiye dünya'ya açıldı ve sanayileşme hızlı başladı. Bu hareketi desteklemek ve finanse etmek için, banka sektörüne çok önemli bir rol düştü. Yeni bankalara ve bankacılara ihtiyaç oldu. Amerikan Express Bank'da operasyon müdürlüğüne terfi ettim ama bankanın Koç Gruba satılmasıyla, 1986 yılında yoğun gelen tekliflere dayanmayıp yeni kurulan Teksilbank'a Operasyon Genel Müdür Yardımcısı olarak transfer oldum. Tekstilbank'ı sıfırdan kalkındırdık ve beş yıl içerisinde diğer yabancı banka kökenli yöneticiler ile beraber hem Türkiye'de hem uluslararası finans alanlarında bankayı çok iyi konuma getirdik.

Bugün hizmet sektöründe, 5000 kişiden fazla istihdam eden bir şirket grup sahipsiniz. Bu konuma nasıl geldiniz?

1991 yılında Tekstilbank, sermaye yetersizliği yüzünden daha güçlü bir sermaye grubuna satıldı. Özellikle bu yıllarda, yeni banka sahibi, yeni genel müdür ve yeni üst yönetim kadrosu demekti. Bankacılık kariyerimi devam etmekten, yeni arayış içinde bulundum. Temaslarım beni yeni ve geleceği ümit dolu bir sektöre itti, o da hizmet sektörü idi. Dokuz yıllık bankacılık tecrübem hep banka operasyon konularındaydı. Dolaysıyla, bu yeni sektöre adapte olmakta zorluk çekmedim. Yeni bir proje üstlenmek, altyapıları hazırlamak ve müşterilerimize iyi bir hizmet vermek benim için çok heyecan verici oldu. RGS Group 1992 yılında kuruldu ve son on altı yılda adım adım büyüdü. Bugün, RGS Group Türkiye genelinde, müşteri projelerimize verdiğimiz güvenlik, temizlik ve bordrolama hizmetleri ile 750 lokasyonda yer almaktadır.

Hizmet sektöründe ulaştığınız noktaya gelmek ne tür zorluklara karşı karşıya geldiniz? Bu zorlukları nasıl aştınız?

İlk başladığımda, 1990 yıllarında, yeni  müşteri bulmak  kolaydı. Özellikle  yabancı kuruluşlar “Outsourcing”in getireceği avantajları iyi anlıyorlardı. Yalnız, sektör yeni idi ve hizmet şirketlerinin sayısı sınırlı idi. Problem ise işi yapacak elemanları ve bu elemanları çalıştıracak  yöneticileri bulmaktı. Örneğin, erkekler o zaman  temizlik işine sıcak bakmıyorlardır ve bu yeni sektörde tecrübeli ve bilgili yöneticileri bulmak zordu. Bu sektör gelişince, her şey çok değişti. Hizmet şirketlerinin sayısı arttı ve şirketler sürekli daha sofistike ekipmanı ve sistemleri kullanmaya başladılar. Son yıllarda, yabancı şirketler Türkiye'de  bu sektöre yatırım yapmaya başladılar ve özel hizmet sektöründe önemli bir payı ellerinde tutmaktadırlar. RGS Group, bu değişen ortamı dikkatli izleyip her zaman önde kalmayı başardı.

2008 yılında 70 milyon dolarlık ciro hedeflemiş bir şirket sahibisiniz. İş yaşamınızın başında hedeflediğiniz noktada mısınız?

Başka bir yerden destek almadan, sıfırdan başlayarak 70 milyon dolarlık yıllık ciro yakalamak çok kolay değildir. Bunun bilincindeyim. Dolayısıyla, elde ettiğimiz başarıdan memnumum. Bazen, bu hedefi daha önce yakalamam gerektiğini düşünüyorum ama büyük bir riske girmeden adım adım ilerlemeyi tercih ettim. Bu sektörde önemli olan ayakta sağlam durmaktadır. İş yaşamımın başında koyduğum hedefe ulaştım ama zaman ilerleyince ve işler gelişince yeni hedefleri oluşuyor. Hayat böyledir.

Başarılı bir kariyer sahibi olabilmek için çok emek sarf ettiniz. Başarılı bir kariyer için kendinize seçtiğiniz prensipleriniz var mı? 

Belki en önemli prensiplerimden birisi yaptığım hatalardan muhakkak ders almaktır. Zaman zaman hatalar kaçınılmaz oluyor. Önemli olan bunları tekrar etmemektir. Dürüstlük de çok önemlidir. Herkes biliyor ki RGS Group her zaman taahhütlerini yerine getirir. Müşteri ilişkilerine de çok önem veriyorum. Fiyat politikaları veya müşteri tercihinden dolayı proje kayıplarımız oldu ama müşterilerimizden ayrılırken, iyi ilişkilerimizi ve karşılıklı saygıyı koruyoruz. Yeniden başladığımız pek çok projelerimiz oldu.

RGS Group sürekli gelişen ve başarıdan başarıya koşan bir trend'ı yakaladı. RGS Group'un geleceğinde size nasıl bir rol ve görev düşecek?

RGS Group kurumsal bir yapıya sahiptir. Zaten günlük operasyon  işleri grubun genel  koordinatörü tarafından yürütülmektedir. Benim görevim RGS Group'un vizyonunu  tespit edip  geliştirmektedir. Ayrıca,  pazarlama çalışmalarımıza destek  verip, özellikle uzun yıllardır çalıştığımız  müşterilerimizi ziyaret edip hasret gideriyorum.  RGS Group'un imajının benim kişiliğim ile bütünleşmesi söz konusu olduğu için, bazı müşterilerimizin önünde belli periyotlarda görünmem onları rahatlamaktadır. Yalnız, RGS Group'un hızla büyümesi ve aramıza katılan profesyonel yöneticilerin sayesinde, fonksiyonum her geçen gün azalmaktadır. Tamamlanmış güçlü bir organizasyona sahip olduk. Herkes kendisine düşen görevi iyi anlamakta olup çok iyi ve uyum sağlayan bir ekip oluşturulmuştur. Ayrıca, ikinci kuşağı temsil eden oğlum Cansın geçen yıl aramıza katılıp grubumuza çok faydalı yeni fikirleri ve bakış açılarını getirdi. Çok iyi bir uyum sağlayarak, diğer yöneticilerimiz ile beraber yeni bir ufuk açıyor. Bu gidişatta, çok yakında onursal başkan olarak seçilmem ihtimali çok kuvvetlidir.

“İş yerinde sert patron olmak şart” sözü sizin için de geçerli mi?

Kendimi sert bir patron olarak görmüyorum. Bazen sert tepki göstermiş olduğum ve zor kararlar almak zorunda kaldığım zamanlar oldu. İş yerinde disiplinin şart olduğuna inanıyorum. En önemlisi çalışanlarım ile aramdaki sevgi ve saygıyı her ortamda koruduğumu da eklemek isterim.

Kendi başarınızla 1992 yılında kurmuş olduğunuz RGS Group, sizin için ne anlam ifade ediyor?

RGS Group benim için, bu dünyaya getirdiğim bir çocuk gibidir. Çocuğuma çok iyi zaman ayırdığımı ve iyi baktığımı söyleyebilirim. Çocuğum sürekli ilgi bekliyor ve arada bir yaramazlık yapıyor. Bazen beni çok yoruyor, ama onu bırakmak mümkün olmuyor. Tek arzu ettiğim şey, bu çocuğun bir gün beni daha az yoracak yaşa gelmesi.

RGS Group'un başarılı olması ve “Outsourcing” hizmet sektöründe lider konumunda kalmasının arkasındaki sırrı nedir?

RGS Group imajına çok önem vermektedir. Projelerimize her zaman uzun vadeli bakıp müşterilerimize ve elemanlarımıza güven veriyoruz. İyi hizmet vermek istediğimiz için biraz seçici olmak durumundayız. Eğer müşterimiz ile iyi bir diyalog kuramazsak, hizmetimizin ve niyetimizin karşılığını alamazsak ve alacaklarımızı zamanda alamazsak, o proje bizim acımızdan pek hayırlı olmayacaktır. Bu politikanın sayesinde, çok iyi bir müşteri portföyü oluşturduk. Türkiye'nin en güçlü ulusal kuruluşları ile çalışıyoruz. Örneğin; Koç, Sabancı, Doğuş, Eczacıbaşı, Deva, Zorlu, Yaşar ve Doğan Holding şirketleri gibi. Ayrıca, müşterilerimizin arasında BP, Dow, Hilton, Philips, Club Med, JTI, Merck Sharp & Dohme, ve Abbott gibi tanınmış uluslararası isimler var. İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik krizin yüzünden alacakların zamanında tahsil edilmesi çok önem kazanmaktadır. Güçlü müşteri portföyümüzün sayesinde, krizden en az etkilenen hizmet şirketleri arasındayız. Başarımızın önemli bir unsuru daha var. Çok sayıda elemanı çok geniş alanda çalıştırınca, problemlerin çıkmaması mümkün değil. Hızlı refleks ve hızlı çözüm üreten organizasyon sayesinde problemlerimizi büyümeden çözüme ulaştırıyoruz.

RGS Group'un Euroliance adlı Fransız, Alman ve İngiliz orijinli bir Avrupa organizasyonla 14 Kasım 2007'de bir anlaşma imzaladı. Son durumu nedir?

Euroliance'nun amacı bütün Avrupa'yı kapsayan bir teklifi verebilmektedir. Bazı uluslararası şirketler Avrupa'nın pek çok ülkelerde şubeleri veya fabrikaları bulunmaktadır ve bütün birimlerini kapsayan tek bir teklif istemektedirler. Euroliance her Avrupa ülkesinde bir üyesi bulunmasından böyle bir teklif verebilmektedir. RGS Group ise Euroliance'ı Türkiye'de temsil etmektedir. Euroliance, üyelerin arasında ayrıca bir bilgi alış-veriş forum oluşmaktadır. Son teknoloji gelişmeleri ile ilgili bilgi alabiliriz. Üyeler birbirine destek veriyorlar. Euroliance yeni kuruldu ama önümüzdeki yıllarda güçlenip RGS Group'a çok büyük fayda sağlayacaktır.

2008 yılı çalkantılı bir yıl oldu. 2009 yılından beklentileriniz var mı?

Küresel ekonomik krizin Türkiye'deki müşterilerimiz üzerindeki etkisini çok yakından takip ediyoruz. Türkiye'de bulunan en güçlü kuruluşlarla çalıştığımız için, bugüne kadar minimum şekilde etkilendik. Yalnız, bu kriz daha da derinleşirse, müşteriler ve dolaysıyla biz de etkilenebiliriz. Ayakta kalarak krizden çıkan şirketlerin ilerde çok kazançlı çıkacakları son günlerde gündemdedir. Buna bende katılıyorum. RGS Group'un imajı, güçlü ve geniş portföyü ve sağlam alt yapısı sayesinde çok büyük bir atılım yapacaktır. Son aylarda aldığımız yoğun teklif taleplerine dikkat edersek, bu değerlendirmenin doğru olduğunu görmekteyiz.

Kaynak: Hizmetix

E-Bülten Aboneliği
İş, Ekonomi ve Cemiyet hayatının özel gündemi Patronlar Dünyası'nda... Günlük E-Bülten'imize abone olun, Patronlar Dünyası ayrıcalıklarını yaşayın.
Patronlar Dünyası ile Bir Adım Önde