Dolar
50,0017
0,05%
Euro
56,0108
0,08%
Sterlin
67,1336
0,09%
Bitcoin
3.812.666
-0,46%
BİST-100
10.961,67
1,88%
Gram Altın
6.299,972
-0,63%
Gümüş
49,3
-2,42%
Faiz
39,55
0,00%

Gürer Aykal'dan İş Sanat konserinde alkışlara zarif uyarı

İş Sanat'ın sezon açılışında Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nı yöneten usta şef Gürer Aykal, eserlerin bölümleri arasında yükselen alkışlara zarif bir uyarıyla karşılık verdi: “Her arada alkışlayarak yorulmayın.” Unutulmaz konser, müziğin büyüsünün yanı sıra konser adabına ilişkin önemli bir hatırlatmaya da sahne oldu.

08.11.2026 16:50 • Güncelleme: 08.11.2026 16:57
Gürer Aykal'dan İş Sanat konserinde alkışlara zarif uyarı
16px
32px

Yelda İPEKLİ

Filarmoni kelimesi, Yunancada “sevmek” ve “uyum” anlamlarına gelen sözcüklerden türemiştir. Kısaca “müziksever” olarak tanımlayabiliriz. Klasik müzik dünyasında filarmoni orkestralarının saygınlığı ise bambaşkadır. Çalması, yönetmesi, hatta dinlemesi bile bu saygınlığın gölgesinde ayrı bir anlam kazanır.

Bir filarmoni orkestrası, insan ruhuna dokunan en güçlü müzikal oluşumlardan biridir. Hem hissettirdiği duyguların yoğunluğu hem de arkasındaki teknik kusursuzluk onu benzersiz kılar.

Yüzden fazla müzisyenin aynı anda, tek bir güçlü vuruşla müziğe hayat vermesi, dinleyicide büyüleyici bir ihtişam duygusu uyandırır. İçimizde hissettiğimiz hemen her duygunun orkestrada bir enstrüman ve nota karşılığı vardır.
Bir obuanın solosunda, kemanın ya da çellonun tonlarında hüznü ve yalnızlığı yalnızca hissetmez, adeta duyarsınız. Trompetlerde zafer duygusunu ve coşkuyu, flüt ya da arpın tınılarında huzuru bulursunuz.

Üstelik bütün bu duyguların arkasında olağanüstü bir emek ve disiplin vardır.
80 ila 100 müzisyenin, saniyenin küçük bir bölümünde bile birbirinden kopmadan, notaları kaçırmadan ve diğer enstrümanlarla uyumu bozmadan çalabilmesi muazzam bir dikkat ve refleks gerektirir. Onlarca kemanın tek bir enstrüman gibi duyulması, şefin en küçük hareketinin anlaşılması, farklı tonların ahengi bozmadan dengelenmesi…

Bütün bunlar, matematiksel bir hassasiyetin, yıllara yayılan eğitimin ve neredeyse askerî bir disiplinin sonucudur.
Böylesine büyük orkestraların ayakta kalması da ciddi bir finansman gücü, organizasyon becerisi ve özveri gerektirir.
Bu nedenle bir filarmoni orkestrasını dinlerken yalnızca müziği değil, o müziğe adanmış ömürleri de dinlersiniz.
Sizi bazen kendi içinizde bir yolculuğa, bazen yüzyıllar öncesinde bestelenmiş bir eserin dünyasına götüren o kusursuz tınıların arasında zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.

Çünkü o sahne yalnızca bir konser sahnesi değildir. Zamansız bir dünyadır.

VE GELELİM İŞ SANAT SEZON AÇILIŞ KONSERİNE…

Şöyle bir sahne düşünün…
Kuruluşu 1993 yılına dayanan, 1999'dan itibaren değerli şefimiz Gürer Aykal'ın yönetiminde büyük bir filarmoni topluluğuna dönüşen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) karşınızda.

Uluslararası turneleri, dünya prömiyerleri ve ağırladığı önemli solistlerle adından söz ettiren, Avrupa'nın dikkat çeken orkestralarından biri…
Yaklaşık 100 kişilik kadrosunun büyük bölümü, o akşam izleyeceğimiz iki saatlik performans için yıllarını, belki de bir ömrünü müziğe adamış.
Kim bilir yalnızca bu konser için bile ne kadar çalışmışlar…
Gürer Aykal'a gelince…

Onu anlatmaya satırlar da duygular da yetmez.
Dünyaca tanınan, Türk müzik tarihine büyük katkılarda bulunmuş bir sanatçı. Onu dinlemek bir yana, yönetirken izlemek bile başlı başına bir zevk.
Zarafetin, birikimin ve bilgeliğin sahnedeki yaşayan temsilcilerinden biri.
Repertuvar da hiç kolay değil. Hasan Ferit Alnar, Beethoven ve Çaykovski'nin eserlerinden oluşan, özenle seçildiği ve üzerinde titizlikle çalışıldığı belli olan bir program.

Üstelik konuk sanatçı, dünyaca ünlü keman virtüözü Viktoria Mullova.
Tam anlamıyla kendinden geçmelik, İş Sanat'a yakışan görkemli bir sezon açılışı…
Gelin görün ki…
Alkışlar! Ah, o alkışlar…
Sahnedeki performans o kadar etkileyici ki insan kendini tutamıyor. Takdirini, hayranlığını göstermek istiyor.
Ama her kısa duraklamada başlayan alkışlar, müziğin bütünlüğünü bozuyor. Konsantrasyon dağılıyor, eserin anlattığı hikâye sanki yarıda kesiliyor.
Ve işte tam o anda Gürer Aykal yüzünü seyirciye döndü.
Kendisine özgü o büyük zarafetle şöyle dedi:

“Eser dört bölüm. Her arada alkışlayarak yorulmayın. Eserin sonunda coşkulu alkışınız bizi mutlu edecek.”
Ne kadar sade, ne kadar yerinde, ne kadar zarif bir uyarı…
Bir cümleyle hem seyirciyi incitmeden uyardı hem de konser adabına ilişkin unutulmayacak bir ders verdi.
Benim için o gecenin en özel anlarından biriydi.
Çünkü konser adabı yalnızca birtakım kurallardan ibaret değildir. Bir toplumun kültürünü, yaşam biçimini ve sanata yaklaşımını da yansıtır.
Sahne sanatlarının tamamı yoğun emek, beceri, disiplin ve özveri gerektirir. Sahnedeki sanatçıya ve o performansa katkı sunan herkese saygı göstermek, izleyicinin de sorumluluğudur.
Peki, bir klasik müzik konserinde nelere dikkat etmeliyiz?

ALKIŞIN DA BİR ZAMANI VAR

Her şeyden önce, senfoni ve sonat gibi eserlerin çoğunlukla birden fazla bölümden oluştuğunu bilmek gerekir.
Bir bölümün bitmesi, eserin tamamlandığı anlamına gelmez.
Bölümler arasındaki kısa sessizlikler de müziğin bütünlüğünün parçasıdır. Bu nedenle genel konser geleneği, alkışlamak için eserin tamamen bitmesini beklemektir.
Bunu anlamanın en kolay yolu orkestra şefini izlemektir.
Şef hâlâ orkestraya dönükse, ellerini indirmemişse ve müzisyenler çalma pozisyonlarını koruyorsa eser büyük olasılıkla devam ediyordur.
Şefin ellerini indirip seyirciye dönmesi ise genellikle alkış için doğru anın geldiğini gösterir.
Konser öncesinde program kitapçığına göz atmak da hangi eserin kaç bölümden oluştuğunu öğrenmek açısından oldukça yararlıdır.
Elbette her eserin ve her konserin kendine özgü bir atmosferi vardır. Bazen geleneklerin dışına çıkıldığı da olur. Ancak önemli olan, müziğin akışını ve sanatçıların konsantrasyonunu bozmamaktır.

Alkış dışında da dikkat edilmesi gereken basit ama önemli noktalar var.
Konser sırasında konuşmamak, cep telefonunu sessize almak, fotoğraf ve video çekimiyle hem sanatçıları hem de diğer izleyicileri rahatsız etmemek bunların başında geliyor.

Yoğun parfüm kullanmamak, çevremizdekilerin görüşünü kapatacak ya da dikkatini dağıtacak hareketlerden kaçınmak da aynı özenin parçası.
Öksürüğümüzü mümkün olduğunca kontrol etmek, gerekiyorsa sessiz bir bölüm yerine müziğin daha güçlü duyulduğu anları tercih etmek ve rahatsızlığımız çok şiddetliyse salondan uygun bir anda ayrılmak, diğer izleyicilere gösterilecek bir nezakettir.
Küçük çocuklarla konsere katılırken de etkinliğin yaş grubuna uygun olup olmadığını düşünmek gerekir.
Giyim konusunda ise katı kurallardan çok, gidilen etkinliğe ve ortama gösterilen özeni önemsiyorum. Özel bir kıyafet zorunluluğu olmasa bile konser için biraz hazırlanmak, benim açımdan sanatçıya ve verilen emeğe duyulan saygının bir ifadesi.
Bir de eserin sonundaki o sessizlik…

Bazı eserler büyük ve görkemli bir finalle biter. Bazılarıysa insanın içine işleyen, neredeyse duyulmayacak kadar hafif bir notayla sona erer.
İşte o anlarda hemen alkışlamaya başlamak yerine müziğin bıraktığı duygunun birkaç saniye daha yaşamasına izin vermek ne kadar güzeldir.
Sonrasında coşkuyla alkışlamak, hatta uygun bir anda “Bravo!” diye seslenmek elbette mümkündür.
Yeter ki takdirimizi gösterirken müziğin kendisini gölgede bırakmayalım.
Bütün bunlar ilk bakışta zahmetli görünebilir. Oysa birkaç konserden sonra insanın doğal olarak benimsediği, büyük ölçüde sağduyuya dayanan davranışlardır.

İş Sanat'ın sezon açılışında Gürer Aykal'ın yaptığı o zarif hatırlatma da bana tam olarak bunu düşündürdü.
Bazen sanatçıya gösterebileceğimiz en büyük saygı, coşkuyla alkışlamak değil, birkaç saniye daha sessizce dinlemektir.
Çünkü müziğe duyulan saygı, bazen alkışta değil, sessizlikte saklıdır.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Turhan Mildon ve eşi Alina Habba Mildon, bu kez 137,5 milyon dolara satın almak istedikleri iki malikane ve fiyaskoyla sonuçlanan anlaşmayla gündemde
Turhan Mildon ve eşi Alina Habba Mildon, bu kez 137,5 milyon dolara satın almak istedikleri iki malikane ve fiyaskoyla sonuçlanan anlaşmayla gündemde#Alina Habba Mildon