Patronlar Dünyası’nda Ertuğrul Özkök’ün yaşlılık üzerine yazısını okuyan Prof.Dr. Osman Müftüoğlu “topa girdi.” Ama onun itirazı “yıkılmadık, ayaktayız” cümlesine… Çünkü ona göre mesele hayatta kalmak değil; yaşını saklamadan, merakını kaybetmeden, öğrenmeye ve üretmeye devam ederek dimdik hayatta olmak.
Hollywood filmlerindeki gibi yaşın geri sarılması ve hücrelerin gençleşmesi artık hayal değil. Laboratuvarda yaşlı fareleri gençleştirmeyi başaran bilim dünyası, insan deneylerine başlayarak "sonsuz gençlik" kapısını aralıyor. Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, önümüzdeki 10-15 yılın biyoteknolojide bir kırılma dönemi olacağını vurguluyor.
Yeşilçam'ın usta ismi Ediz Hun, yaşlılıkta hareketin önemini belirterek, "Ben evde oturan yani nabzını sayan yahut da tansiyonunu ölçen tiplerden değilim. Konferanslar veriyorum. Kendi yaşıma uygun bir rol olursa icabında film de çekerim." dedi.
Uzun yaşam araştırmaları artık yalnızca sağlıklı yaşam tavsiyelerinden ibaret değil. ABD’den Avrupa’ya, Körfez ülkelerinden biyoteknoloji şirketlerine kadar birçok aktör yaşlanma biyolojisini çözmek için milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Longevity artık tıbbın en büyük bilim ve ekonomi yarışlarından biri haline geldi. Bu pazarda 45 trilyon dolarlık bir uzun yaşam ekonomisine tekabül ediyor.
Dünyada bir çok kişi tarafından ilgiyle izlenen sağlık koçu Ciana Glynn, Hollanda, İsveç, Japonya, İzlanda ve Hindistan'dan topladığı iyi yaşlanmanın sırlarını açıkladı. Glynn’e göre gelenekler, uzun ve kaliteli bir yaşamın kapılarını aralıyor.
Yaşlılık hastalıklarına yakalanmadan huzur içinde yaşam sürmenin anahtarı olarak görülen Longevity enstitüleri, sağlık kadrolarında hızla yaygınlaşmaya başladı. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Longevity enstitüleri hakkında 'geleceğimizin sağlık sistemi adayı' olarak değerlendirmede bulundu.