Altın fiyatlarında savaşla birlikte başlayan düşüş Merkez Bankası brüt rezervlerinde 20.5 milyar dolar, net uluslararası rezervlerinde ise 14.5 milyar dolar kayba uğrattı. Rezervlerin büyük kısmını altın olarak tutmanın riskli olduğunu vurgulayan uzmanlar portföy çeşitlenmesine gidilmesi gerektiğini kaydetti.
Ekonomik çöküşün eşiğindeki Lübnan’da, 280 tonluk altın rezervinin bir kısmının satılması gündeme geldi. Yetkililer bu adımın kısa vadede nakit sağlayabileceğini savunurken, uzmanlar uzun vadeli risklere dikkat çekiyor.
Çin Altın Birliği verilerine göre 2025’te altın üretimi artarken, toplam tüketim geriledi. Mücevher talebindeki sert düşüşe karşılık külçe ve madeni para talebi yüzde 35’in üzerinde yükseldi; yatırım amaçlı altın alımı öne çıktı. Altın ETF varlıklarında güçlü büyüme görülürken, ülkenin altın rezervleri de 14 ay üst üste artırıldı.
Altın fiyatlarında yükseliş durmuyor. Geçen yıl yüzde 65’lik artışıyla tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken altının ons fiyatı yıl başından bu yana yüzde 15,3 değer kazandı. Hem altında hem de gümüşte yaşanan rallinin nerede duracağı herkes tarafından merakla takip ediliyor. Geleneksek bir yatırım aracı olması nedeniyle, altın fiyatları Türkiye’de en çok takip edilen verilerden biri. Bunun nedeni altın en fazla yatırım yapılan enstrümanlar listesinde üst sıralarda yer alması. Geçmiş dönemlerde yaşanan ekonomik krizler ve yatırım araçlarının gösterdiği performans bu tablonun oluşmasında etkili. Öyle ki geçmiş tecrübeler altında kemikleşmiş bir yatırımcı kitlesi oluşturmuş durumda. Bu altınların büyük bölümü ise bankacılık sektörü dışında tutuluyor. Dönem dönem bu altınların sisteme dahil edilmesi için çalışmalar yapılsa da istenilen başarı bir türlü yakalanamıyor.
ABD’de faiz indirim beklentilerinin güçlenmesi ve federal hükümetin kapanması sonrası güvenli liman varlıklara yönelişle altının onsu 4000 dolara iyice yaklaştı. Kapalıçarşı’da rekor denemelerinin sürebileceği öngörüsü var.